Alain de Botton: Modern bir filozof

Alain de Botton, çağdaşımız bir filozof. Günlük hayatta varolan meseleleri, çok farklı bir bakış açısıyla size sunuyor ve yeniden değerlendirmenizi sağlıyor. Çok büyük teoriler, çok büyük iddialar ortaya koymuyor fakat “akıl yürütme” olarak kullandığı yöntem, insanın hayatında çok farklı pencereler açabiliyor.

Meşhur filozoflardan biri ile aynı çağda yaşasak nasıl olurdu acaba diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Veya büyük yazarlarla aynı çağda yaşamış olmak nasıl bir duygudur? Ben bu duyguyu hep merak etmişimdir, mesela Suç ve Ceza yayınlandığında o kitabı bir kitapçıdan alan insanlar oldu veya Dante’nin fikirlerini dinleyen, bazılarını saçma bulan bazılarından etkilenen gerçek insanlar vardı.

Sonrasında çağdaşım olan ve ileride (belki biz öldükten sonra) bu bahsettiğim yazar, filozof, şairler gibi dünyayı değiştiren insanlar arasında yer alacak olan insanları, bu farkındalık ile takip etmeye başladım.

Alain de Botton Kitapları

Statü Endişesi

alain-de-botton-statü-endişesi
Alain de Botton – Statü Endişesi

Kendinizi mutlu hissetmek için ve insanların gözünde iyi görünmek için başarılı olmanız gerekir. Başarı sadece bir alanda değil, insan hayatının her anında ölçümlediği bir “değer”dir. Bir otobüsü yakalamaya çalışmaktan tutun, biriyle flört etmeye başlamak veya o flörtü ilişkiye çevirmeye çalışmaya kadar, hayatın her alanında bu hesaplama vardır. Başarıyı ise, edimin öncesinde yaptığınız bir tanımla veya o alanda daha önceden yapılmış bir tanımla ölçersiniz; saat 5 otobüsüne binmeye karar verdiyseniz başarı ölçütünüz artık bellidir veya bir flört ise söz konusu olan, sizden önce tanımlanmış olan “akşam birlikte yemeğe çıkma” konusunda hoşlandığınız kişiyi ikna etmeniz bir ölçüdür. Ve tüm bunları bir anlamda “kendimize saygı duymak” ve dolayısıyla toplumun bize saygı duymasını sağlamak için yaparız. Bu da aslında bir nevi toplum içindeki “statü”müzü belirler.

Alain de Botton “Statü Endişesi” kitabında, toplum içinde sahip olduğumuz konumu korumanın yarattığı stres üzerine kafa yoruyor. Statümüzü yüksek tutmaya çalışıyoruz, statümüzdeki bir düşüş bizi toplum gözünde “düşük” olarak algılatacağı için endişeleniyoruz. Bu endişeye sebep olan durumları Botton beş başlıkta topluyor: Sevgisizlik, snopluk, beklenti, meritokrasi ve güven. Sahip olduğumuz statüyü korumak, devam ettirmek için önümüze konulan beklentiler bizi endişeye sevkediyor, beklentileri karşılayamazsak ve statümüz sarsılırsa diye endişe ediyoruz. Bu beklentileri de insanlar tarafından sevilmek için karşılamaya çalışıyoruz, statü endişemizin temellerinde bu gibi faktörler var.

Bu endişeden kurtulmak için de bazı formüller sunuyor Alain de Botton: Felsefe, Sanat, Politika, Hristiyanlık ve Bohemlik.

Hristiyanlık’tan kasdettiği şey aslında din. Zengin de olsanız, fakir de olsanız, toplum tarafından sevilen takdir edilen biri de olsanız, toplumun nefret ettiği biri de olsanız, sonuçta herkes ölecek! Bu dünyanın “beklentileri” çok da önemli değildir, önemli olan öteki dünyadır, dolayısıyla bu dünyada elde ettiğiniz mal, mülk ve başarıyı çok da önemsemeyin. Bu akıl yürütme ile bu dünyada başarısızlığınızın yaratacağı endişeden kurtulabilirsiniz. Veya Bohemlik… Toplumun genel geçer kurallarını reddeden, onları dikkate almayan, hatta o kuralların tam tersine bir hayat tarzı benimsemek bir çözüm olabilir; böylece toplumun gözünde önemli görünen “statü”ler sizin için anlamsız hale gelir ve stres kaynağı olmaktan çıkar.

Bu yazıya da göz atın >>  Romanların Kamera Arkası: Orhan Pamuk ve Manzaradan Parçalar

Kitap her başlıkta ilginç ve heyecanlı bir akıl yürütme çok zevkli bir okuma sunuyor.

Haberler / Bir Kullanma Kılavuzu

alain-de-botton-haberler
Alain de Botton – Haberler

Hayatımızda “dedikodu”nun önemini ihmal ediyoruz. Böyle söyleyince çok “aykırı” bir söylem gibi geliyor fakat dedikodu, aslında hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Esasında o kadar da kötü bir şey de değil, hatta “hayatta kalma/survive” yöntemleri arasında, şimdiye kadar en önemli yöntemlerden bir tanesi bile diyebiliriz.

Sanırım lafı nereye getireceğimi anladınız: Haberler aslında bir çeşit “kurumsal ve etik dedikodu” yöntemi.

Öncelikle dedikodunun “hayatta kalma” açısından nasıl bir önemi olduğundan bahsedeyim. İnsanları diğer canlılardan ayıran en temel özelliği “konuşarak” iletişim kurması ve bu konuşmayı bir “bilgi aktarımı” ve “bilgi birikimi” yöntemi olarak kullanması. Bu sayede dünyanın sahibi ve en tehlikeli yaratıkları insanlar. Maymun toplulukları, insanlardan sonra bu yöntemleri kullanan önemli hayvanlar arasında ikinci sırada. 50 bireylik topluluklara kadar genişleyebiliyorlar.

Peki bu ne demek?

Mesela bir kabile mensubu, ırmağın kenarındaki büyük ağacın yanında bir arslan gördüğünde, hemen gelip bunu kabilesindeki diğer üyelerle paylaşır, o ağacın civarında dikkatli olmaları için uyarır. O esnada orada olan birisi, gider ve ailesinin diğer üyelerini, çocuklarını uyarır ve ırmak kenarındaki büyük ağacın yanındaki arslanlar hakkındaki “haber” tüm kabilede yayılır ve kabile üyeleri artık o ağacın civarında bir arslan tehlikesi olduğunu bilir. Bunu maymunlar da bir nebze yapabiliyor fakat mesela ırmak kenarındaki ceylanlar halen arslanlara yem olabiliyor, çünkü yeterince iyi dedikodu yapamıyorlar, haber yayamıyorlar.

Fakat hayatımızı kurtaran “haberler” artık hayatımızı çekilmez hale de getirebilir. 24 saatlik günün 8 saati uyku ile, geri kalan 16 saatin 10 saati ise ekran başında geçiyor, bu ekran bağımlılığı artık sağlığımızı tehdit ediyor.

Alain de Botton kitapları bu ve benzeri akıl yürütmelerle çok keyifli ve zihin açıcı bir okuma sunuyor, eğer bu kısa giriş ilginizi çektiyse, kitap tahmin edemeyeceğiniz kadar keyifli bir okuma olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir