Atilla Yayla Fikir Hürriyeti Demektir

Prof. Dr. Atilla Yayla, benim de aralarında bulunduğum Gazi Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi öğrencilerine “siyasi yelpaze”yi anlatmıştı “siyaset bilimi” derslerinde. Tahtaya bir doğru çizdi, çizginin ortası “merkez”. Merkezin sağına ve soluna gidildikçe görüşler radikalleşiyor. Merkezin solu “sol siyasi düşünceyi”u temsil ediyor, sağı “sağ siyasi düşünceyi”. Çizginin en sağı ve en solu bu iki düşüncenin en uç kesimlerini temsil ediyor. Tartışmalı da olsa beş altı birim sol ile beş altı birim sağ arasında nereden baksanız on-on iki birim var, yani birbirlerine çok uzak. Sonra Atilla Hoca siyasi yelpazenin bir doğru olarak düşünülmesinin yanlış olacağını söyledi ve doğruyu “çember” haline getirdi. Her şey çok daha netleşti, aslında birbirinde pek farkı olmayan “radikal sol” ile “radikal sağ” birbirine bitişik hale geldi. Atilla Hoca’nın derslerinden en akılda kalıcı olanlarından biri bu siyasi yelpaze dersidir. Bu dersten sonra Vakit’le Cumhuriyet’in birbirine çok uzak gibi algılamaktan kurtulur ve aslında ikisinin birbirinin tersyüz edilmiş hali olduğunu kavrarsınız: bu tarafta bakında Vakit, öbür taraftan bakında Cumhuriyet!..

Türban kararını veren üyeler diye Danıştay üyelerini manşete çekip “işte bunlar” diye resmini yayınlayan zihniyet ile bir akademisyenin söylediklerini tersten anlayıp “hain” diye manşete çeken Kemalist zihniyetin aslında birbirinin tersyüzü olduğunu anlarsınız. Vakit’in yaptığının bir başka versiyonunu Yeni Asır yaptı ve Atilla Hoca ertesi gün montunu tersyüz edip dolaşmak zorunda kaldı. Allah göstermesin, tüm kişilik hakları ihlal edilip hayatı tehlikeye sokulan Atilla Hoca’nın sorumluluğunu üstlenebilecek mi acaba “tetikçi” muhabir ve onun temsil ettiği zihniyet!..

Atilla Hoca’dan “Siyaset Bilimi” dersi alanlar bu sürdürülen kampanyayı ve bu ateşi körükleyen zihniyeti çok iyi tahlil edebiliyor. Olanlara şaşırmıyor çünkü Atilla Hoca, üniversiteleri yayın fakiri bir ülkenin en çalışkan akademisyenlerinden, iyi bir hoca, dolayısıyla öğrencileri yaşanan bu olayları çok iyi analiz edebilecek nosyona sahip ayrılıyorlar derslerden.

Atilla Hoca’nın yazdığı, çevirdiği kitapları üst üste koyunca ona çamur atanların boyunun iki katı yükseklikte olacaktır. İçerik bakımından kıyaslamaya hiç gerek yok çünkü o kafalar içerikle pek ilgilenmiyor. Kendilerine de bir gün lazım olacak bir hak olan “ifade hürriyeti” hakkında Atilla Hoca’nın bizzat yaptığı veya öncülük ettiği çalışmalar, sığ kafaların anlayabileceğinin fersah fersah üzerindedir.

Üniversite yönetimi, tam da kendine yakışanı yaptı; dünyanın ilk beş yüz üniversitesine bir tane bile üniversitesi giremeyen ülkenin, en çalışkan ve üretken, yapması gerektiği gibi fikir üreten, ilerde “filozof” diye anılacak bir akademisyeni ders vermekten men etti. Böylelikle uzun bir süre daha ilk beş yüzde gözü olmadığını göstermiş oldu ve öğrencilerini Atatürk’ün dediği gibi “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür.” bir şekilde yetişmelerine kendi eliyle bir engel daha koydu. Fakat biraz geç kaldı, Atilla Hoca’dan ders alan yüzlerce fikri, irfanı ve vicdanı hür talebesi olanları ibretle takip ediyor.

Kemalistler için anlamalarını kolaylaştırıcı bir çalışma yaptım aşağıda, eğer Kemalistseniz alıştırmaları eksiksiz yapın lütfen.

Kemalistler için okuduğumuzu anladık mı soruları:

Atilla Yayla’nın yazdığı kitapları üst üste koysak ne kadar yaparmış?
Atatürk’ün “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesillerden kastettiği gençler kimin derslerinden öğreniyormuş “hürriyet”i?
Özgürlük kime lazımmış?
Kemalistler için alıştırmalar:

Çizgili bir deftere, manasını anlayana kadar Atatürk’ün “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” sözü yazılacak.
“İfade Özgürlüğü”nün anlamı öğrenilecek (Bkz. Atilla Yayla kitapları)
“İfade Özgürlüğü”nün manası hazmedilinceye kadar cümle içinde kullanılacak! (“Kardeşimin ifade özgülüğü kırıldı. Baba bana ifade özgürlüğü al.” gibi manasız ve kalıplaşmış cümleler kurmayın)

Yorumlar

Yorumlar