Aybüke Öğretmeni Vurdular!

İlkokul öğretmenime âşıktım. Bu cümle ve bu his muhtemelen çok tanıdık geldi size, çünkü ilk kahramanlarımız, ilk hayranı olduğumuz insanlardır öğretmenlerimiz.

Kocaman bir gülüşü vardı Gülben öğretmenimin. Zaten güzel kadınların hep güzel, hep kocaman gülüşleri vardır.

Okumayı hızlı sökmüştüm. Herkes daha birinci kitaptayken ben dördüncü kitaba geçmiştim, Cin Ali’nin Kuzusu… Evet, biz siyah önlük giyen, Cin Ali okuyan eski kuşağız, kabul ediyorum yaşlandık ama Gülben Öğretmen hâlen gencecik, hâlen kocaman gülüyor ve hâlâ çok güzel zihnimde. Gece herkes uykudayken pencerenin kenarında defalarca okudum kitabı, sabah uyandım erkenden, okul saatine kadar bir kere daha okudum çünkü ertesi gün okuma yarışması olacaktı ve ben en iyi okuyan olmalıydım, Gülben Öğretmen’i kocaman gülümsetmeli, ondan iltifat almalıydım. En sevdiği öğrencilerindendim, hatta bence en çok beni seviyordu, yemin edebilirim.  

Hayatımdan çıkıp giden bir çok insanla sonradan karşılaştım, halbuki ben en çok Gülben Öğretmenimi görmek isterdim bir daha. Ona artık bir yazar olduğumu, halen çok okuduğumu söylemeli, kocaman gülümsetmeliydim. Kitaplarımı verip benimle gurur duymasını görmek, yine iltifat almak isterdim.

Hayat bana Gülben öğretmenimle tekrar karşılaşmayı çok gördü, buna hep içerledim. Bir yandan da hayat bu, vardır bir bildiği vardır dedim. Belki tekrar karşılaşmak bir masal gibi kalmış buğulu manzarayı bozacaktı, kim bilir.  

Bir haziran sabahı o karşılaşmayı ne yazık ki çok acı yaşadım. Twitter’da önüme düşen kocaman gülüşlü ve Gülben öğretmenimi gözümde canlandıran bir öğretmen haberi alt üst etti günümü: Aybüke Öğretmen’i vurdular, hem de ilk görev yerinde ilk karne gününde.

Aybüke öğretmen Facebook’unda atandığı belgeyi paylaşmış “ben öğretmen oldum” diyerek ve yine kocaman gülerek. Memleketin ücra bir kasabasına, bir tane bile enstrümanı olmayan bir okula koşa koşa gitmiş, her ayın 15’ini iple çekmiş ve her ay maaşından ayırıp aldığı enstrümanlarla bir müzik odası kurup, öğrencileriyle türküler söylemişti. O kısacık zamanda yapmıştı bunları, hepi topu altı ay… Hani elinin değdiği yeri güzelleştiren kadınlar vardır, işte tam onlardan biriymiş.

Katil sürüsünün pususuna denk gelmiş. Akşamına memleketine gitmek için topladığı valizi tabutuyla birlikte gitti baba evine. Ervah-ı ezelde, levhi kalemde onun bahtına bu yazılmış. Büyük gülüşlü kadınların gözlerinde derin de bir mahzunluk, içli bir hüzün olur. Tabutundaki beyaz duvaktan o hüzünlü, kocaman ve siyah  gözleriyle bakarak gitti güzel öğretmen. Siyah ile beyaz birbirine bundan daha çok yakışamaz hiçbir şartta…

Evet güzel öğretmenim, Mağusa limanı limandır liman ve seni vuranda emin ol ki yoktur din iman. Ne yapalım, böyleymiş yazımız diyoruz artık.

Gönlümüz yaralı, gözümüz yaşlı. Kocaman gülüşünle, güzel sesinle, içli türkünlerinle ve o güzel hikâyenle, ince bir sızısın içimizde sevgili öğretmenim.

Öğretmenler günün kutlu olsun Aybüke öğretmenim.

Öğretmenler günün kutlu olsun Aybüke öğretmenim. #iyikiogretmenim #24KasımÖğretmenlerGünü Click To Tweet

Yorumlar

Yorumlar