Operasyon yayınlarından yola çıkarak ilkesel tavır almak görülmüş bir şey değildir. Operasyon haberlerinden tutarlı tavır çıksaydı 28 Şubat’ın kemalistlerinin şimdi itibarı olurdu. Şu sıralar at izi kurt izine karışmış durumda. Ortalık toz duman.

Fena halde operasyon yayınları arasında kalmış durumdayız. Dikkat edin, bu yayınlardan yola çıkarak yaptığınız yorumlar yarın bir gün utandırır, utandırmasa bile geri dönmeyi,lafınızı yemeyi gururunuza yediremediğiniz için yanlışta ısrar etmek zorunda kalırsınız, yazık olur demokratlığınıza, duyarlılığınıza.

Eskiden rejim krizlerinin de bir haysiyeti vardı, adam gibi Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yada Sabih Reyiz gibi kemalist ideologlar çıkarırdı bu krizleri ve harbiden sistemi kilitlerdi. Bu iş de ayağa düştü. Fakat bu sakillik çok tehlikeli, en azından ilkeli olmaya çalışan insanlar açısından çok tehlikeli, ilkeli olduğunuzu sanırken savunduğunuz ilkenin fersah fersah uzağına düştüğünüzü fark etmeyebilirsiniz.

b37899823ff34126_480x270Son birkaç rejim krizi çıkarma ve iş başındaki sivil, seçilmiş ve meşru hükumeti alaşağı etme çabalarının aleti haline dönüşen tartışmalara bakın. Bir çoğu “hayat tarzına müdahale” kategorisinden gidiyor ama esasında bu eski laik-kemalist safsataların sadece zamanın ruhuna uymuş halinden başka bir şey değil. Eskiden çok daha kabaydı şimdi biraz daha nazik, tıpkı Şafak Pavey’in efsane konuşmasında yüzüne takındığı gülümseme gibi. Tanımam etmem, bir hoca “hamile kadınlar sokağa çıkmasın” mı demiş ne olmuş, bir baktık hükumet gidici… Daha mevzuyu anlayamadan hükumetin meşruiyeti sorgulanır oldu.

Son mevzu ise “öğrenci evleri denetlenecek, kızlı erkekli kalıyorlar” meselesi… Haber Zaman’da çıkmış ama ben haberi bir tek Zaman’ın internet sitesinde bulamadım. Onun haricinde eski rejim krizlerinde piyasada kim varsa (mesela “vay şerefsiz” manşetini atan gazete) hemen operasyon yayınının fikri takibine başlamıştı. Dağ başını duman almış, sosyal medya şaha kalkmış, cenk havası her yanı sarmıştı. Zaman’da haberi bulamamıştım ama bulduğum yerlerden edindiğim bilgi şuydu: Hükumet öğrenci evlerini denetleyecek,kızlı erkekli kalınmasına izin vermeyecek, belki erkekleri hadım edecek, kızları da recm ile öldürecektir filan… Sonra tabi ayrıntılar çıktı, mesele bir parti için tartışma ve bu tartışmanın şu sıralar “çok işe yarayacağı” düşünüldüğü için sızdırılmasından ibaretti. Muhafazakar bir parti ve muhafazakar bir partinin dindar genel başkanı böyle düşünebilir, bunun siyasetini yapabilir, sonuna kadar meşrudur; biz de karşı çıkarız, kamuoyu oluşturur engellemeye çalışırız, mücadele ederiz, sonuna kadar meşrudur. Fakat iş çabuk renk değiştiriyor, bu tartışmalara gerek bile olmuyor.

Lafı uzatmayalım. Şimdi iki dakika mantıklı olun ve düşünün.

Bu bahaneler bundan beş yıl önce AKP’ye açılan kapatma davasına girecek cillop gibi delillerdi, şimdi kapatma davası açılamayacağı için başka yöntemlerin aracı olarak kullanılıyor. Birkaç fark var, “vay şerefsizler” manşetini atanların bile yüzünü kızartacak operasyon yayınları yapılıyor, hem de evlerde kızlı erkekli kalınmasına karşı en hassas yayın organları tarafından.

“İlkesel olarak hayat tarzına müdahaleye karşıyım” derken beş yıl önce başörtüsü terörü estiren kemalistlerin düştüğü duruma düşüyorsunuz.

Operasyon yayınlarına gelince, ağzım açık bir şekilde, heyecanla izliyorum, kabiliyetlerine şaşırıyorum. Ve açık söylemek gerekirse, hem korkuyorum, hem de şaşırıyorum. Bir yandan da “başıma bir iş gelmez inşallah, gündeme alınmam” diye dua ediyorum.

(Fotoğraf gercekgundem.com sitesinden, şüphesiz ki bunda düşünenlere çok ibretler vardır.)

Yazıya ek (08.11.2013): Bu yazının hemen ertesi gün ortalık epey karıştı, Başbakan haberdeki sözlerini doğruladı, hatta birkaç adım ileri taşıdı. Küçük bir sızma ile başlayıp gündemde öne çıkan tartışma Başbakan’ın sözlerini ileri taşımasıyla bütün gündemi değiştirmiş ve ele geçirmiş oldu. Zaman Gazetesi “şimdi haber yalan diyenler utanıyordur herhalde” diye haberi yalanlayanları utanmaya davet etti. Ben metnimde haberi yalan olduğunu filan söylemedim, dolayısıyla utanmama gerek yok fakat kastettiğim “operasyon yayını” konusunu birkaç kişi haricinde gören olmadı. Birkaç defa denedim aslında neyi kastettiğimi anlatmayı ama sonra onun da manasız olduğunu gördüm. Ve atı alan Üsküdar’ı geçti. Yazının iddia ettiği şey hala geçerli, hatta tam gaz devam ediyor.

Artık ortalık toz duman ve ben bu yazıyı tevil edecek bir yazı yazmayı bırak, facebook’taki yorumlara cevap verecek kadar enerjiyi kendimde bulamıyorum, gerek de görmüyorum, adam olana laf bir defa anlatılır. Olan bitene dair tuttuğum notları da yayınlamayı düşünmüyorum. Hep yaptığım gibi, ne olup bittiğini ve ne olacağını birkaç kişiye anlatıp şahit tuttum, şimdi izliyorum olan biteni. Sağlık olsun…

Yorumlar

Yorumlar