Bizim “Büyük” Hikayelerimiz

Gelecek mi acaba? Oturduğum o kafenin cam kenarı masasında, heyecandan ayağımı öyle hızlı sallamaya başladım ki, bir an titreme nöbetine girdiğimi düşünecek sandım etraftakiler. Heyecanım giderek artıyor, vakit geçiyor, İsyan orda beklerken içim içime sığmıyordu. Bir yandan onca yılın yorgunluğu ve bekleyişinden sonra, öyle kocaman bir tedirginlik duyuyordum ki… Hani bazen olur ya, bir şeye şahit olursunuz, fakat öyle bir durumdur ki, tarifi mümkün değil; hani sizin başınıza gelmez o an olan şey utanılacak bir şeyse siz yerin dibine girersiniz, üzülecek bir şeyse siz kahrolursunuz ya, işte öyle bir tedirginlik, ya Clara gelmezse? Ya gelir de çiğ bir hareket, soğuk bir tavırla mukabele ederse yıllar sonra karşısına dikilen sevgilisine? Ya geldiğinde gözünün içi gülmüyorsa? İşte bu tedirginlikle bekledim, İsyan köprünün üstünde bir o yana bir bu yana yürüyüp Clara’yı beklerken. Amin Maalouf bu yüzden büyük yazar, anlattığı hikaye sizi öyle kavrıyor ki, o an için “içinde bulunduğunuz sahne” neyse, bütün hisleriyle yaşıyorsunuz, tırnak içinde vurguladığım gibi “sahne”nin doğrudan içinde, kendinizi olayın şahitlerinden biri olarak buluyorsunuz.

Bu hikaye Evden Uzakta kitabımda yer almaktadır.

Kitabı online olarak sipariş verebilirsiniz.

Sipariş sayfasına gitmek için tıklayınız.

Yorumlar

Yorumlar