Ümit Kocasakal, 2 Şubat 2018’de yapılacak olan kongrede, CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıkladı. Temel sloganının “Kurtuluş kuruluştadır!” şeklinde belirlemiş Kocasakal, kastettiği şey, CHP’nin kurucu değerlerine dönmesi… Tespit önemli ve birçok kesim tarafından paylaşılan bir tespit, nitekim son grup konuşmasında “Atatürk’ün partisini ne hale getirdiler.” diyerek Erdoğan da veciz bir şekilde ifade etti.

Ağustos ayında yazdığım bir yazıda “Kılıçdaroğlu’ndan sonra kim gelecek?” sorusunu sormuş, CHP’nin “bildiğimiz CHP” olmaktan çoktan çıktığı, adeta FETÖ’nün söylem ve operasyon aparatına dönüştüğünü yazmıştım. Kemalistlerin bu durumdan rahatsız olduğu tespitini yapmıştım, Kocasakal’ın adaylık konuşmasının içeriğine şaşırmadım.

Kocasakal konuşmasında “Atatürk’ün askeri” olduğunu özellikle vurguladı. CHP’nin “çizgiden saptığı” iddiasının temelinde “Atatürkçülük” olduğunu iddia ediyor, bu tespitinde de haksız değil zira yeni seçilen İstanbul İl Başkanı “Mustafa Kemal’in askeri değil, yoldaşıyız” vurgusu yapmıştı. Atatürk’ün komünist veya DHKP-C’li olmadığını bildiğimize göre, mevcut CHP’nin en azından Atatürk’ten başka bir çizgide olduğunu gösteriyor.

Kocasakal “Partinin genetiğiyle, genleriyle, kimyasıyla uyuşmayan kişilerin söylem ve eylemleriyle partinin kimliğine zarar verdiği görülmektedir.” dedikten sonra kritik birkaç örnek verdi: “Atatürk’ün partisinde HDP güzellemesi yapılamaz, Atatürk resimleri indirilemez, Said Nursi güzellemesi yapılamaz.” Meseleyi “bu maskeli balo bitsin” diyerek meseleyi netleştirdi.

“Maskeli balo” meselenin tam olarak tanımı. Maske Atatürk ama arkasında FETÖ’den DHKP-C’ye, HDP’den PKK’ya kadar herkes var. Bunlar “mecazi” cümleler değil. FETÖ’nün darbe cuntasının adı “Yurtta Sulh Konseyi” idi. Sadece bu değil tabi.

CHP’nin Kılıçdaroğlu yönetimindeki performansına bakıldığında, resmen FETÖ’nün siyasi ayağı gibi hareket ettiği ortada. Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı ve Elazığ’dan milletvekili adayı gösterilmiş Fatih Gürsul 29.000 ByLock yazışması ortaya çıktı, 10 yıl hapis cezası aldı; konuşmaların içeriğinde CHP’ye girmek için bir “abi”den icazet aldığı görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe” lafının da bu danışmanın telkiniyle söylendiğini Ahmet Zeki Üçok şahitliğinde artık biliyoruz. FETÖ’nün en alçak operasyonlarından birisi olan MİT tırlarının durdurulması meselesinde, Can Dündar’a belgeleri sızdıran Enis Berberoğlu’nun durumu ortada. Yazmakla bitmez, bunlar FETÖ ayağı.

CHP İstanbul İl Başkanı seçilen Canan Kaftancıoğlu, profil olarak bir CHP’liden çok DHKP-C’liye daha yakın. Gezi ve sonrasında attığı tweetler bir yana, “Atatürk’ün askerleri ifadesini militarist buluyorum, Atatürk’ün yoldaşlarıyız” vurgusunu başka nasıl anlamlandırabiliriz?

Atatürk maskesinin altındaki HDP/PKK’ya gelecek olursak, ailecek HDP’ye oy veren ama CHP milletvekili olan bir profil sanırım meseleyi yeterince açık ortaya koyuyor.

Kocasakal “tüm bu hesaplara Genel Başkan’ın da bir tepkisini göremiyoruz, kimse CHP’yi farklı siyasi ajandası ve farklı hesapları için kullanamaz” dedi; konuşmasında CHP’nin mevcut durumunu tespit açısından önemli bir tespit daha yaptı: “CHP ‘yerli ve milli’ bir partidir”. Öyle olmadığını artık biliyoruz, parti içindeki Kemalistler meselenin farkında ve rahatsız.

Peki başarılı olabilirler mi? CHP’yi maskenin arkasındaki FETÖ’den alabilirler mi? Açıkçası pek ümidim yok. CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler 30 Mart seçimlerinde FETÖ ile ittifak yaptıklarını açıkça dile getirip, yönetimi eleştirdi, ihraç edilmesi için gerekli süreç başlatıldı ve Güler erken davranıp “partinin mevcut ideolojisi” ile aynı yerde durmadığını söyleyip istifa etti.

Birgül Ayman Güler örneğine baktığımızda, FETÖ ile ters düşen CHP’de barınamıyor.


Yayınlanan yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz? Aşağıdaki formu doldurarak abone olabilirsiniz.

Harun Kaban Yazıları

Yorumlar

Yorumlar