CHP’de “Maskeli Balo”ya devam!

CHP kurultayı 3 Şubat 2018’de yapıldı ve Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa yeniden seçildi. CHP uzun zamandır Kemalistlerin kontrolüde değil fakat bu kurultay filmin devamı açısından başka önemli bir şeye işaret ediyor, CHP artık Kemalistlerin değil.

Hollywood endüstrisinin herhangi bir filmini biraz dikkatli izlediğinizde gözünüze çarpan bir “ortaklık” olacaktır, bu ortaklık neredeyse her Hollywood filmi için geçerlidir. Kahramanımızın sıradan hayatı devam ederken, “yan hikaye”lerde de, sıradan hayatta karşımıza çıkan sıradan sandığımız insanların içinde olduğu “karanlık hikayeler” devam eder. Filmim kırılma noktalarında, kahramanımız sıradan hayatındaki, sıradan insanlar olduğunu sandığı insanlarla, karanlık hikayelerin dehlizlerinde karşılaşır ve yaşadığı şoklar, yüzleşmeler filmin dramatik çatısını kurar. Şöyle düşünün, kahramanımız polis memurudur, birlikte çalıştığı yakın arkadaşı ve ortağı ile ailecek görüşürler, arkadaşı eşiyle şakalaşır, çocuklarını sever, ailelerinden biri gibidir. Filmin bir yerinde o yakın arkadaş karşımıza mafyanın polis içindeki ortağı olarak çıkar ve hatta kahramanımız olan polisin ailesini öldüren haydutlara bilgileri bu yakın arkadaşı vermiştir. Filmlerde hiç yabancısı olmadığımız sahneler.

Peki sadece filmlerde mi?

Son birkaç yıl içinde anladık ki hayatımızda da benzer sahneler yaşıyoruz. Bazıları var mesela gerçek hayatta, filmlerdeki ne olduğunu pek kestiremediğiniz için sizi tedirgin eden “fazla sıradan” tiplere benziyorlar. Birden karşınıza çıkıyorlar bir kimlikle, fakat o kimlik o kadar sakil görünüyor ki bir tedirginlik hasıl oluyor üzerinizde. Bir şekilde hayatınıza giriyorlar fakat bir geçmişleri yok. İlkokul arkadaşı veya anısı yok, ortaokul arkadaşı veya anısı yok ya da varsa o kadar suni ki bu hikayeler ve anılar, uydurulmuş, bir kurgudan ibaret olduğu çok belli.

Hiç bir tehlike alarmı vermeyecek kadar sıradanlar. Fakat “o an”dan ibaretler, geçmişleri ve hikayeleri yok. Onca zaman vakit geçiriyorsunuz fakat geçmişlerine dair bir tanıklık edinemiyorsunuz, sanki geçmişleri yok gibi.

Sonra birden hayatınızdan çıkıyorlar, aynı şekilde bir hikaye bırakmadan, bir hatıra veya bir iz bırakmadan kaybolup gidiyorlar. Aradan yıllar geçiyor, bambaşka bir hikaye, bambaşka bir yüzle, aslında tam anlamıyla başka bir maskeyle karşınıza tekrar çıkıyorlar. Fark ediyorsunuz ki, geçmişlerini silmişler, sizi ve birlikte yaşadığınız anıları da silmişler; “o an”dan ibaret başka sıradan insanların arasında başka bir maskeyle hayatlarına devam ediyorlar. Anlıyorsunuz ki, o yaşadıkları hayat onların hayatı değil, onların tercihleri veya onların tepkileriyle devam etmiyor. Birileri tarafından kurgulanmış ve kontrol ediliyor, zira kritik gün geldiğinde, hayatlarının sahibi emri verdiğinde, her biri bir canavara dönüşebiliyor.

FETÖ’nün Sıradan İnsanları

Şimdi tüm bu anlattıklarımdan hareketle, tanıdığınız veya bir şekilde hayatınıza girip çıkan FETÖ’cüleri düşünün. Filmlerdeki gibi, hayatımızın sıradanlığına dahil olan bu insanlar, filmin kırılma noktası geldiğinde gözünü kırpmadan tankla insanların üzerinden geçip onları asfaltta bir et yığını haline getirebilecek kadar canileşiyorlar ve sonrasında su içerken çömelip, suyu sünnete uygun diye üç yudumda içecek kadar korkunç bir sıradanlıkla devam edebiliyorlar katliamlarına.

Fatih Gürsul ve Kemal Kılıçdaroğlu
Fatih Gürsul ve Kemal Kılçdaroğlu

Fatih Gürsul ismi, yakın zamana kadar pek kimsenin hayatında bir şey ifade etmiyordu. Hayatın akışında insanların karşısına çıkan, bakkaldan marketten alış veriş yapıp kasiyere kredi kartıyla ödemesini yapan, arabasıyla trafikte seyredip, park yerine park eden, asansörde komşuları ile karşılaşan, belki selamlaşan belki tavana bakan sıradan bir akademisyendi… Hepimizin hayatında, otobüste, kafede, yolda, şurada burada karşılaştığımız birçok sıradan insandan birisi… Biz öyle sanıyorduk. Gürsul yakınlarda 10 yıl hüküm giydi. Peki sıradan bir akademisyenin çok ağır ithamlarla yargılanıp, 10 yıl hüküm giymesine neden olan nasıl bir karanlık vardı arkasında?

Savcı Sayan, kendisine gelen bir e-postadan bahsediyor, Gürsul’un geçmişine dair birkaç ayrıntı var e-postada. E-postayı atan kişi Fatih Gürsul’u Ankara’da öğrencilik yıllarından tanıyor. Kaldığı yurtta “belletmen” olarak görev yapıyor Gürsul. Çok yüksek puan almış olmasına karşın “abi”leri onun Gazi Üniversitesi Matematik bölümünü seçmesini istedikleri için orayı seçmiş. Gençliğinden beri hayatının her aşaması kurgulanan bir FETÖ prototipi.

E-postayı gönderen kişi Gürsul’u yıllar sonra tesadüfen sokakta, bir kırmızı ışıkta beklerken görüyor, kafasında Atatürkçü Düşünce Derneği şapkaları ve yanında birkaç bayan arkadaşı vardır Gürsul’un. Gürsul o arkadaşlarıyla e-postayı gönderen eski arkadaşlarını bir arada tutmuyor, temas etmelerine tanışmalarına izin vermiyor; hızlı bir şekilde olayı kamufle edip eski arkadaşıyla başka bir yere geçip oturuyorlar. Eski arkadaşı “Abi sen ne kadar değişmişsin?” diye sorarken belki hayatın akışında sıradan insanların değişimlerinden hareketle soruyor fakat Gürsul’un değişimi hayatın akışına uygun değildir, “doğru yolu bulduk” vesaire deyip geçiştiriyor. Filmin ana hikayesinde gördüğümüz “sıradan dünya”da Gürsul’un hayatı Hacettepe Üniversite’sinden İstanbul Üniversitesi’ne kadar bildiğimiz şekilde devam ediyor. Fakat paralel kurguda devam eden hikaye çok karanlık.

17/25 Aralık darbe girişimi öncesinde, Gürsul FETÖ’nün mesaj programı ByLock’tan “abi”si ile bir konuşma yapıyor. 10 yıl hüküm giymesine uzanacak olan hikayenin parçaları burada:

Fatih Gürsul ByLock
Fatih Gürsul ByLock Konuşması

Bu yazışma sonrasında Gürsul dediği gibi Türkiye’ye geliyor ve Eylül 2013’te Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı olarak göreve başlıyor. Deniz Baykal’ın kaset komplosu sonrası, kimsenin anlam veremediği şekilde Pensilvanya’ya gönderdiği selam yavaş yavaş anlam kazanmaktadır.

CHP Kurultayı ve Maskeli Balosu

Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün argümanlarını siyasi platforma taşımaktan başka bir pozisyona dayanmayan siyasetini tanzim eden aklın, en yakınına kadar nasıl nüfuz ettiği, Gürsul’un hikayesi açığa çıkınca anlaşıldı. Gürsul’un Kılıçdaroğlu üzerinde ne kadar etkili olduğunu görmek için geriye doğru baktığınızda, ülkenin başbakanının yasadışı elde edilmiş ve ne olduğu belli olmayan ses kayıtlarını Meclis kürsüsünden dinletecek kadar gözünü karartabilmesinden anlayabilirsiniz. Bu cesareti doğrudan FETÖ’cü birinin göstermesi imkansız olduğu için ancak maskeler kullanarak yapıyorlar bu operasyonları. CHP’nin onca FETÖ sözcülüğünü bir kenara bırakalım, son bir örnek vereyim ve durumun vahametine siz karar verin. FETÖ’nün hayatını kararttığı mağdurlardan birisi olan Ahmet Zeki Üçok’un, Kılıçdaroğlu’nun yanında şahit olduğu bir anısı, FETÖ’nün CHP’ye ne kadar “sızdığı”nın göstergesi. 15 Temmuz sonrasında Üçok Kılıçdaroğlu’nun yanındayken, Gürsul’un Kılıçdaroğlu’na “Bunun bir tiyatro olduğunu söylememiz lazım acilen.” Telkininde bulunduğunu söylüyor. Sonrasında Kılıçdaroğlu’nun “20 Temmuz Darbesi” ve sonrasındaki “tiyatro” söylemini hatırlayın ve bu söylemin asıl alıcısı ve dillendiricisinin kim olduğunu…

Meseleye dair o kadar vahim şeyler var ki, herhangi biri bile yeterliyken, CHP’lilerin bunların hiçbirini göremiyor olması veya görmezden geliyor olmasını artık şahsen ben “sıradan dünya”nın argümanlarıyla izah edemiyorum. CHP kurultayı öncesinde, Ümit Kocasakal’ın bir sözünü başlığa aldığım bir yazı yazmıştım ve “CHP’de Maskeli Balo bitecek mi?” diye sormuştum. Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkan genel başkan adayları olması, rahatsızlıklarını dile getiriyor olmaları ve sosyal medyada makul CHP’lilerin “yeter artık” şeklindeki mesajları, en azından bir kısım CHP’linin meseleyi az çok gördüğünü gösteriyor. İşte burada filmin kırılma noktalarından birine geliyoruz. Adaylığını açıklayan Mehmet Emin Ağaoğlu ve Ümit Kocasakal açısından CHP kurultayı bir tiyatro oldu, zira aday dahi olamadı, zira vaktiyle Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından tüzükle gerekli önlemler alınmıştı. Aday olabilen Muharrem İnce seçimi kazanamadı zira Kılıçdaroğlu yönetimi delege yapısını zaman içerisinde dizayn etmişti. Emine Ülker Tarhan gibi geçmişi ve bir hikayesi olan Kemalistler partiden çok önceden uzaklaştırıldı, CHP’nin FETÖ ile işbirliğini dillendirip bunu eleştiren Birgül Ayman Güler gibi vekiller ihraç edildi.

3 Şubat 2018’de CHP kurultayı yapıldı ve CHP delegesi “maskeli baloya devam” dedi. CHP’de Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlattığı balo biteli çok oldu, şu anda geçmişi ve hikayesi olmayan maskeli figürler eşliğinde devam eden bir maskeli balo söz konusu.

CHP’nin dahi kurtuluşunu Tayyip Erdoğan’dan beklemek abes olabilir ama tespiti Erdoğan yaptı: “Atatürk’ün partisini ne hale getirdiniz yahu!”

Yorumlar

Yorumlar