Designated Survivor
Designated Survivor

Designated Survivor ilk sezonu yayınlanan ve takipçilerini izlerken kaç bölüm kaldı diye nefes nefese izlettiren, yeni bölüm ne zaman diye heyecanlandıran Netflix orijinal dizilerinden birisi. Konusu itibariyle, özellikle Donald Trump gibi bir figürün Amerikan başkanlığına oynadığı bir dönemde enteresan göndermeleri olan bir dizi.

Dizinin ismi “atanmış kurtulan” gibi bir manaya geliyor. Amerikan kongresinde, Başkan’ın konuşma yapacağı gün ülkenin bütün yönetimi orada olacağından, herkese bir şey olsa bile “geride bir kişi kalsın” mantığıyla, hükumetten birinin kongreye gitmeyip güvenli bir yerde beklemesi prosedürü dizinin çıkış noktası. Dizi Netflix orijinal dizileri arasında popüler olanlarından birisi; imdb puanı olarak da 7,9 gibi gayet yüksek bir puana sahip.

Donald Trump ve Elitler

Donald Trump hem kampanya sürecinde hem de başkanlığı başladığı günden beri, başkanlığı hariç her şeyiyle tüm dünya gündemini meşgul etti. Trump’ın bir twitter fenomeni olması bir yana, ailesi hiç gündemden düşmedi. Melania Trump çoğu zaman kendisinin önüne geçti, kızı, oğlu ve serveti sürekli gündemde oldu. Bir “Recep İvedik” vakası veya bir çeşit “Ali Ağaoğlu görgüsüzlüğü” benzeri bir karakter olarak Trump, Amerikan elitlerini çileden çıkarmaya devam ediyor.

Özelde Amerikan eliti, genel olarak “dünya eliti” diyebileceğimiz tabaka, Trump’ı bir türlü kabullenemiyor, bu “görgüsüz zengin”in Amerika’nın başına yakışmadığını düşünüyor. Öyle ki, Amerikan basını, New York Times‘tan tutun CNN‘e kadar, Trump ile kanlı bıçaklı. Trump basın toplantılarında bu yayın organlarının muhabirlerine hakaretler ediyor, toplantıdan atıyor ve yüzlerine karşı “yalan haber yapıyorsunuz” diye her fırsatta söylüyor, “fake news” artık Trump’a ait bir tamlama oldu. Basın seçim sürecinde toplu halde Hillary Clinton’u desteklemişti, Trump da intikamını basını ciddiye almayıp, savaş ilanı duyuracaksa bile bunu twitter’dan duyurarak alıyor.

Elitler ve Trump arasındaki kavga, Amerika’nın belki de tarihinde ilk defa Türkiye ile empati yapmasına, hatta Türkiye’nin tecrübesinden öğrenmesine neden oldu. “Görgüsüz zengin” adeta elitlere acı üstüne acı yaşatıyor ve Amerikan entelijansiyası Türkiye’ye referansla “derin devlet“i, kendi dillerinde söyleyecek olursan “deep state”i tartışıyor.

Designated Survivor ve Donald Trump

Dizi ile ilgili spoiler olmaması için ayrıntı vermeyeyim ama genel olarak dizinin konusu “Amerikan derin devleti”ni anlatıyor. İlk bölümde tüm başkan dahil hükumet üyeleri ve kongre üyeleri başkanın konuşmasını dinlerken Amerikan Kongre Binası’na (Capitol) düzenlenen saldırıda herkes ölüyor ve “atanmış kurtulan” başkan oluyor. Dizi, bu “atanmış başkan”ın Amerikan derin devleti ile yüzleşmesini anlatıyor.

Dizi Eylül 2016’da başladı, yani Trump’ın başkan seçilmesinden kısa bir süre önce. İlk etapta anlaşılmıyor fakat ilerleyen bölümlerde birkaç yerde doğrudan Trump’a gönderme var diyebiliriz. Mesela dizideki karakterlerden bir tanesi siyasi kariyer inşa etmeye çalışıyor, bu karakter zengin bir “Amerikan faşisti” ve tahmin edin sloganı ne: “Will Take Back America!”. Trump’ın “Make America Great Again!” sloganının başka bir versiyonu diyebiliriz.

Her ne kadar dizi Amerikan derin devletini elitlerin perspektifinden anlatsa da, gerçekte başka bir hikaye devam ediyor. Trump bugün itibariyle, kendisini oraya getiren ekibi, öyle veya böyle Beyaz Saray’dan göndermek zorunda kaldı. Yakın dostu ve başdanışmanı, ki “gölge Trump” olarak anılıyor ve Trump’ın politikasının arkasındaki asıl kişi olduğu düşünülüyordu, Steve Bannon da ayrılınca, Trump’ı Beyaz Saray’a taşıyan kimse artık orada değil. Trump için söylenen “yalnızlaştırılıp uysal bir kukla haline getirilecek” tespiti artık vaki diyebiliriz.

Donald Trump - Steve Bannon
Donald Trump – Steve Bannon

Amerika’da darbe olur mu?

Amerika’da darbe olur mu sorusuna verilen çok sevdiğim bir cevap vardır: Olmaz, çünkü orada Amerikan büyükelçiliği yok! Bu cevap sanırım geçerliliğini yitiriyor zira Amerika’da ağır çekim bir darbe gerçekleşiyor. Steve Bannon ayrılırken meseleye dair en önemli tespiti yaptı: “Amerika’da Trump yönetimi sona ermiştir!”

Eğer Trump yeterince dişli çıkabilseydi, sokaklarda tank dahi görebilirdik fakat Trump’ın “milli irade” gibi bir bilinci olmadığı için veya şöyle söyleyelim, Trump’ın kampanyasını yürüten ve siyasetinin asıl üreticileri artık yanında olmadığı için, doğrudan bir müdahale görmeyeceğiz.

Amerika’nın Türkiye’de defalarca deneyip başarısız olduğu “örtülü darbe” taktiği kendi ülkesinde gayet iyi işliyor. FETÖ’nün 7 Şubat 2012, 17-25 Aralık 2013 gibi örtülü yöntemlerle beceremeyince 15 Temmuz gibi doğrudan müdaheleye girişmesi gibi Amerikan derin devleti de örtülü yöntemler işe yaramasaydı doğrudan müdahaleye girişecek gibi görünüyordu, fakat son görünen gerek kalmadığı. Trump örtülü bir darbe ile dönemini tamamlayamadan giderse kimse şaşırmayacak.

Yorumlar

Yorumlar