Devlet Parasız Yatılı

Pansiyon bebeleri lisenin hem en bela tipleriydi, hem de en çalışkanlarıydı. Yalnız “bela” derken, oraya bi not düşmek lazım. Kendinden menkul bir “mazaratlık” değildi bu, eğer dalaşan varsa anladığı dilden konuşulur, yoksa işine gücüne bakılırdı. Mesela kimseye karışmazlardı ama kendilerine karışan olduğu zaman da kavgadan kaçmazlardı.

Bizim pansiyon MGV’ciyci. Çayocağı hariç, herhangi bir ocağa yolumuz düşmedi ama MGV’de çay içmişliğimiz vardır. Tanıdığım “reis”leri düşününce, MGV’nin bendeki yeri diğer ocaklara nazaran daha “samimi”dir, mesela MGV’li abiler kimsenin hakkına girmezdi, diğerleri için aynı şeyi söyleyemiyorum. Neyse, okulun ülkücüleri ile bizim pansiyonun uşakları arasında bir arıza çıkmış, geçmiş gün, mevzuyu hatırlamıyorum. Ülkücüler adetleri olduğu üzere toplanıp gelmişlerdi. O gün okul çıkışı, pansiyonun önünde bi toplu kavga oldu, bizim abiler iyi bi “yumuşattı” bunları. Mahalle adabını biliriz, kavga varsa teklifsiz girilir ama o yıl tıfıllığımızdan olsa gerek, bizim tayfa kavgayı kenardan izlemekle yetindi. İyi kavgaydı. Ondan sonra pansiyon bebelerine gık diyemediler, rahat ettik epey. Birbirine tutkundu pansiyoncular.

Bu yazıya da göz atın >>  Şimdi yeni bir hikaye yazma zamanı!

Bu hikaye Evden Uzakta kitabımda yer almaktadır.

Kitabı online olarak sipariş verebilirsiniz.

Sipariş sayfasına gitmek için tıklayınız.