Dört Başı Mamur Bir Dergi: Nihayet!

Nihayet Dergisi, Ahmet Murat’ın yönetiminde yeniden doğdu. Logosundan baskısına, tasarımından içerik dengesine her anlamda yenilenmiş ve açıkçası harika bir dergi çıkmış ortaya. Kelimenin tam anlamıyla “muazzam” deyimin tam anlamıyla da “dört başı mamur” bir dergi olmuş.

Dergi dopdolu. Dosya konusu “Babamın Kitapları”. Dosyada Ümit Meriç babası Cemil Meriç’in kitaplarını anlatıyor. “Evimiz kâğıtta bir haneydi.” diyor.

Fakat benim ilgimi çeken bir mini dosya: Exlibris.

Ödünç verdiği kitabı geri alamayanlar bir araya gelip dernek kursa, herhalde Türkiye’nin en güçlü sivil toplum kuruluşu olabilir. Henüz “ya önemli değil” diyene rastlamadım, kiminle konusu açılsa, okuyan herkesin ortak derdi ödünç verdiği kitabı geri alamamak.

Okuyan insanların önemdi dertlerinden birisi bu ve çeşitli çözümler üretiyoruz tabi. Kimisi ödünç verdiği kitapları kaydediyor, kime hangi tarihte verdiğini not ediyor, kimisi daha kesin bir çözüm üretiyor ve ödünç kitap vermiyor. Meseleye en zarif çözüm, kitapların iç kapağına vurulan “Filanca Kitaplığına Aittir.” şeklindeki damgayla yapılanı bence. İşte bu çözümün ismi “Exlibris”.

“Exlibris” latince “…’nın kitaplığına aittir” veya “…’nın kitaplığındandır.” gibi bir manaya geliyor. Kitabın içine yapıştırılan bir kağıda veya etikete yazılıyor bu ibare, mesela “Exlibris Harun Kaban”. İngilizce “bookplate” deniyor. Fakat artık kağıt veya etiket yerine daha çok damga, kaşe kullanılıyor.

Exlibris’le aynı fonksiyonu gören yöntemin bizdeki ismiyse pek güzel: Temellük Kaydı veya Tasâhüb Kaydı. Temellük “mülk”den geliyor, tesâhüb de “sahip”ten geliyor, eş anlamlı diyebiliriz.

Exlibris zaman içerisinde bir sanata da dönüşmüş. Meselenin peşine düşünce içinden çıkılmıyor, şimdilik başka heveslerim olduğu için o meseleye dalmaya niyetim yok ama birkaç küçük güzel şeyden sizi haberdar edeyim.

Türkiye’de bir müzesi var. 1993 yılında Hasip Bektaş, Maastricht’de katıldığı bir bienal sonrasında Belçika’da Sint-Niklaas Müzesi’ni ziyaret eder, Çekoslavakya kutusunda 60 tane exlibris varken, Türkiye kutusunda sadece dört tane vardır. O günden sonra kendisine bir nevi misyon edinir ve zaman içerisinde geldiğimiz nokta bir derneği ve müzesi olan bir durum.

Hasip Bektaş ve Exlibris sanatçısı Nurgül Arıkan’la yapılan mülakat Nihayet’in bu sayısında.

Derginin baskısı ve kağıdı da ayrıca güzel. Açıkçası Türkiye’nin her manada refahının arttığını gözlemlemek için yayın sektörü iyi bir alan. Türkiye’de de artık çok kaliteli içerik üretiliyor ve kalitesine yaraşır kağıda, kalitesine yaraşır basılabiliyor.

Hasıl-ı kelam, Nihayet harika bir dergi olmuş. Mutlaka bakın derim.


Yayınlanan yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz?

Yorumlar

Yorumlar