BiTaksi kullanan gençlerin başına geleni hatırlıyorsunuzdur. Birkaç gün gündem oldu ve konuyu kapattık. Peki memleketin “taksi sorunu” bitti mi? Tam aksine tüm “can yakıcılığıyla” devam ediyor. Son vahim olay, arkadaşımız Bulut Öncü’nün hayatına mâloldu, Bulut bindiği taksinin yaptığı kaza sonucu hayatını kaybetti.

BiTaksi
BiTaksi

“Memleketin Sorunları” meselesinde, darbe, paralel devlet, terör gibi yakıcı meselelerden, günlük hayatın akışına dair sorunlarımızı öncelik sıralamasında üst sıralara taşıyamıyoruz. Esasen hayat kalitemizi doğrudan etkileyen ve genel olarak baktığınızda major meselelerle neredeyse eşit düzeyde, hatta belki daha fazla hayat kalitemizi düşüren “taksi meselesi” gibi minör sorunlar hep başka bir baharı bekliyor.

İstanbul’a yolu düşen herkesin en az bir defa karşılaştığı şeylerden birisi taksi sorunudur. Taksiye binememe veya bindiği taksiden kavga etmeden, şoförle boğazlaşmadan inmeyi başarma gibi, devasa bir sorun, yıllardır kördüğüm olarak bekliyor. Mağlum, Eminönü’nde, Sultanahmet’ten taksiye binmek, bindiği taksiden sağsağlim inmek bir mesele…

Sadece İstanbul için değil, Ankara içinde büyük sorunlardan birisi. Peki bu sorunun unsurları neler?

BiTaksi Soruna Neden Çözüm Olamadı?

Birincisi ve en önemlisi “insan kalitesi”nin düşük olması, hatta yerlerde sürünüyor olması. Hiçbir iş yapamayan, beceriksiz, başarısız, ipsiz sapsız tiplerin çoğu taksi şoförlüğü yapıyor. Çünkü mesleğe giriş standartları da yerlerde sürünüyor. Aynı şekilde meslekte kalma standartları da yerlerde…

İkincisi, yapanın yaptığını yanına kâr kaldığı, kimsenin bedel ödemediği bir sistemle devam etmesi. Şikayetleri alan Taksiciler Odası, cep telefonunuza “Şoför arkadaşımız uyarıldı.” diye bir mesaj atıyor, bütün yaptırım bundan ibaret.

Üçüncüsü ve bu çözümsüzlüğün kaynağı, piyasaya girişin taksi plakası ile sınırlı olması, piyasada rekabetin kısıtlanmış olması. Hem taksi plakası fiyatlarını uçuran hem de bir grubun elinde bulunan hizmetin, piyasanın cezalandırıcı unsurlarını dikkate almasına gerek kalmaması: Sayı sınırlı olduğu için onlara mahkumsunuz, daha iyi hizmet vereceğim diye gelip piyasaya giremiyor kimse.

Öyle ki, BiTaksi gibi yenilikçi ve güvenilirliğini kullanıcı deneyimlerine borçlu girişimler dahi sistemin kurbanı olabiliyor. Uber tarzı bir işleyişi olsa da, “insan kalitesi” açısından mevcut piyasaya mahkum olduğu için, şirket ne kadar müşteri memnuniyetine odaklanırsa odaklansın, sonuç kendi dışında gelişen kocaman bir kriz olabiliyor.

iTaksi Çözüm Olabilir mi?

iTaksi
iTaksi

İstanbul Belediyesi’nin yakınlarda başlattığı iTaksi uygulaması, bazı açılardan yenilikçi ve umut vadediyor olsa da, taksi meselesinde çözüm olur mu açıkçası pek emin değilim.

iTaksi sürücüleri belediye personeli olacağı için şikayet mekanizması daha iyi çalışabilir. Fakat çok umutlanmamak lazım zira belediye otobüslerinin şoförleri de belediye çalışanı ve halimiz ortada. Takside kredi kartı ve İstanbul Kart ile ödeme mümkün olabilecek, bu çok önemli bir yenilik.

Benim en merak ettiğim kısımlardan birisi, iTaksi kısa mesafe yolcusu alınca oflayıp puflayacak mı?

Bu meseleye dair söylenecek çok şey var fakat temel iki noktayı yazıp kapatalım: Bu sorunu hayat kalitemizi düşüren bir durum haline getiren şey “insan kalitesi”nin düşüklüğü, ikincisi ise piyasaya girişin kapalı olması ve bir anlamda piyasanın kartel olarak devam etmesi. Bu iki mesele aşılamadan yapılan yenilikler dönüp dolaşıp BiTaksi örneğinde olduğu gibi, bir yerde krize dönüşmeye mahkum kalacaktır.

Yorumlar

Yorumlar