Çanakkale’de savaşan insanların asıl derdi, İngiliz’in İstanbul’da esir aldığı Halife’yi kurtarmaktı. İşgal altındaki İstanbul’dan Anadolu’ya kaçan Osmanlı Mebuslarının elbirliği ile kurduğu meclisin mensuplarının derdi öncelikle memleketin felahıydı, sonrası için hepsinin farklı fikirleri, öngörüleri ve planları vardı, ki Büyük Millet Meclisi de bunun için kurulmuştur. Bir akşam Gazi Paşa Hazretleri “yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” dedi, tetikçiler önlemini aldı, birkaç kişi meclis koridorlarında kurşunlandı, bazıları kayboldu, birçoğu itiraz etse de silah galip geldi, itirazlar bir şeyi değiştirmedi ve Cumhuriyet “yanlış” kuruldu.

Paragrafı şerh etmeyeceğim, resmi tarihin yalanları haricinde tarih okuması yapabilenler az çok neyi, hangi olayları kasdettiğimi anlamıştır. (1)

Birinci Meclis’ten İkinci Meclis’e geçişi bir “kadro”nun ilk “başarılı operasyon”uydu; dar bir kadro, doğru olanı kimseye sormadan yapma gibi bir ayrıcalık vehmetti kendinde ve emrivaki ile bir diktatörlük inşa etti; halk ne zamanki olaya dahil olmak istediyse silahla, cebirle “ayaklanma” bastırıldı, bu “operasyon yöntemi” cumhuriyet tarihi boyunca defalarca tekrarlandı.

Tarih şu sıralar Türkiye açısından son derece önemli notlar alıyor. “İstiklal mücadelesi” veya “tarihe not düşmek” gibi kavramları küçümseyenler bir şeyi ıskalıyor: Tarih kimseyi ikna etmeye çalışmaz, tarih akar, akışı sezenler ve vizyonu yetenler notunu düşer, o akışı kavrayamayan da entelektüel tarihin dikkate almadığı unutulanlardan olur. Dolayısıyla olan biteni siyasi açıdan okuyamayanlar entelektüel tarih açısından yok hükmündedir.

Tayyip Erdoğan’ın tarihi değerini ve hakkını teslim edelim, o bir tarafa fakat olan biteni “Erdoğan nefreti” ve Tayyip Erdoğan’a indirgeyenlerin ıskaladığı şey de şu: Gazi Hazretleri’nin emrivaki ile ilan ederken kimseye danışmadığı ve sonrasında “onun askerleri” tarafından zulümle, cinayetle varlığını devam ettiren rejim yüzüncü yılına yaklaşırken adım adım çöktü. 10 Ağustos 2014 bunun en sembolik anlarından biriydi, 90 yıl önce fikri alınmayan vatanın sahibi “halk”a ilk defa soruldu ve bu defa kararı halk verdi. İttihatçı zihniyetin açtığı parantezi kapatacak vizyon ve siyaset de Tayyip Erdoğan ve kadrosunun başarısı olarak tarihe geçti.

Benim çabam, el’an yerine kurulmakta olan rejimin geçmişi ile hesaplaşmış, günahlarından nedamet getirmiş ve medeni dünyanın yaşanabilir ülkelerinden birini inşa etmiş bir rejim olması için çabalamaktan, katkı sağlamak ve entelektüel tarihte yerimi almaya çalışmaktan ibaret. Olan biteni okuyamayanların ortak özelliği ise kendilerine atfettikleri değer; tarihi bir dönemde yaşamak ve tarihe not düşmek gibi büyük şeylere şahitlik edip katkı sağlayacak kadar özgüvenleri yok. Torunlarımızın ders kitaplarında okuyacağımız bu yıllarda, tarihi okuyabilenler o kitaplara girecek cümleleri belirleyecek, bu iddiayı küçümseyenlerin adı ise entelektüel tarihin herhangi bir yerinde geçmeyecek.

Üç yıl önce yazdığım bir yazıda (2) mealen eski rejim tıkandı, duvar çöktü, kemalist diktatörlüğün son çeyreğini izliyoruz demiştim. Önümüzdeki 10 yılı söyleyeyim: 1923’te kurulan ve on yılda bir darbelerle tahkim edilen “yanlış rejim” yıkılıyor, “kadro diktatörlüğü” çatır çatır çöküyor. 2023 şu sıralar fiilen inşa edilen, geçmişi ile hesaplaşmış, refahını üretmiş “yeni rejimin” sembolik ilanından ibaret olacak, fiilen değişmiş rejim belki kağıt üzerinde de resmen değişecek ve tarihi tecrübe tamamlanacak.

Tekrar edeyim: Tarih kimseyi ikna etmeye çalışmaz, ben de bütün bu olan biteni Tayyip Erdoğan ile okuyanların artık entelektüel olarak bir değeri olmadığını düşünüyorum ve dikkate almıyorum.

Şahitlik ettiğimiz tarih açısından kaybedenler için bir son not: Çatı’ya akıl veren gazeteci/aydın takımı halen Tayyip Erdoğan’ın %52 ile seçimi nasıl kaybettiğini analiz etmekle meşgul, Erdoğan ve kadrosu ise ilan ettiği vizyon doğrultusunda tarihi inşa etmekle meşgul. Bu demektir ki Çatı’nın akıldâneleri 2019’da %60 üzeri oyla Erdoğan’ın “nasıl kaybettiğini” analiz edecekler. Tarih onları ikna etmeye çalışmayacak, AK Parti kadroları ve Tayyip Erdoğan ortaya koydukları vizyon doğrultusunda “Yeni Türkiye”yi inşa etmeye devam edecekler.

(1) Resmi tarih ezberlerinin dışında okunabilecek dört kitap, bahsettiklerim ve çok daha fazla çarpıcı olayı bir perspektifle vermesi açısından tavsiye edebilirm. (a) Ne oldu ne bitti meselesinde iyi bir “timeline” olarak Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi; (b) bir çok bildiğimiz şeyin “aslında pek de öyle olmadığı”na dair iyi seçilmiş nokta atışı bilgiler için (biraz da magazinel bir üslupla yazılmış) Sevan Nişanyan, Yanlış Cumhuriyet, (c) sonuçta hepimiz kemalist eğitim sisteminin tornasından geçtiğimiz için, oluşan resmi tarih algımızı kırıp bir perspektif vermesi açısından Mete Tunçay, Eleştirel Tarih Yazıları (d) ve son olarak, şu an yaşanan şeyin ne olduğunu anlamaya yardımcı olacak (hatta bütün ezberlerinizi alt üst edebilecek) çok önemli bir kitap, Cemal FedayiOsmanlı’dan Cumhuriyete Nasıl Geçildi? & Osmanlı’yı Kimler Yıktı?

(2) Elveda Kemal(izm)!, HürFikirler, 30.08.2011

Yorumlar

Yorumlar