Kemalist İslamcılık

Ali Bulaç’ın 2 Nisan 2011 tarihli yazısı çok insanı kırdı. Aynı zamanda “endişeli İslamcılar”ın endişelerinin tavan yaptığı yazı bu oldu. Uzun süredir, özellikle başörtüsü sorununda liberal tezlerle yol alınmış olmasına içerlediklerini belli ediyorlardı ancak ilk defa bu kadar açık yazdı. “Başörtüsünün dini muhtevasından koparılması” gibi bir tanımla, dini hassasiyetleri güçlü olan insanları “bu gavur icadı liberal” tezlerden uzak durmaya çağırıyor. Fakat argümanları, karşı çıktığı liberal tezlerin karşısında karikatür gibi duruyor.

1. Başörtüsünü ticari amaç ve statü için kullananlar var.
2. Başörtüsü dini muhtevasından çıkarılmaya çalışıyor.
3. AK Parti’ye komplo kuruluyor olabilir.
4. Önce sivil bir anayasa yapalım, sonra herkes rahatlasın.

Yazısında dillendirdiği, Bulaç’ı korkutan şeylere teker teker bakalım:

1. Başörtüsünü kullanarak ticaret ve statü aracı haline getirenler var diye, sorunun çözümünü erteleyecek miyiz? Bu kötü niyetli insanların hidayete ermesini mi bekleyeceğiz? Böyle bir şey olmayacak, her devirde olduğu gibi, her insan topluluğunda olduğu gibi, bu tip insanlar hep olacak ve o “kutlu gün” hiç gelmeyecek. Birileri bunu ticaretine alet edebilir, onları teşhir edersiniz, olur biter. İsteyen hukukunu devam ettirir, isteyen selamı sabahı keser. Statü aracı haline getirenler kullanmaya devam eder, teşhir edersiniz, eğer haksız yere sırf onu kullandığı için geldiyse zaten söner gider, yok liyakat de varsa işin içinde herkes yoluna devam eder. Bunlar adil çözüm arayışını ertelemeyi gerektirecek şeyler değildir.

2. Başörtüsü meselesinin dini muhtevasından koparılmasına neden olanlar… Öncelikle dini muhtevasından koparılarak çözülebiliyorsa sorun, neden kullanılmasın? Çözüm için geliştirilen savunuların dini muhtevadan koparılması, başörtüsünün kendinin dini muhtevasından arındırılması manasına gelmiyor ki! Başörtüsü takan zaten dini inançları gereği takıyor ama başörtüsünü sorun haline getirenler bizatihi bu nedenden dolayı başörtüsüne karşı çıkıyor zaten. Dindar olmadığı için dini referansı olan her şeye baştan karşı olanları,  din kaynaklı referanslar yerine seküler dayanaklar kullanılarak ikna edebilirsiniz, ikna olmasalar bile argümanları karikatürleşir. Seküler dayanakları kullanarak dindar olmayanlara derdinizi anlatabilirsiniz.

3. Bir tezgaha mı geliyoruz? Meclise başörtülü aday girerse AK Parti kapatılır mı? Mesele AK Parti’nin kapatılması değil başörtüsü meselesidir. Bu işi AK Parti çözemez zaten, buna artık herkes kani oldu ve AK Parti’nin çözemeyeceği 8 yıllık iktidarında anlaşıldı. AK Parti bu işe el attığında tam da Bulaç’ın söylediği tezgah işlemeye başlar. Fakat bu meclise başörtülü adayların girmesinden bağımsız bir şeydir. Meclise giren tek parti AK Parti mi? Bu sorunu çözmesi gereken tek parti AK Parti mi? Çarşafa rozet takmaya kadar götüren partiler, her fırsatta Sütçü İmam örneğini veren milliyetçi partileri yok mu bu memleketin?

4. Sivil anayasa çıksın herkes rahatlasın temennisi bir ütopyadır. Sivil bir anayasaya kavuşmanın ertesine bırakmak, başörtüsü tartışması nedeniyle rafa kalkan anayasayı hatırlatıyor. İkisini birbirine bağlamak sadece birbirinin çözümsüzlüğüne katkı sağlamak oluyor. İkisi ayrı kalem işler ve ayrı ayrı çözülebilir.

Bulaç’ın yazısının özü “başörtüsü sorunu çözülecekse onu da biz çözeriz” şeklinde. Bulaç, inisiyatif alan kadınlara, elinizin hamuru ile karışmayın, biz halledeceğiz işte, bekleyin, diyor. Liberal ajanlar çözecekse kalsın, bu camianın önderleri biziz, bizi bekleyin demekse sorunu çözümsüzlüğe mahkum etmektir. Liberallerden bu sorunun mağduru olan yok mu? Başörtüsünü inancı gereği takan ve liberal değerlere inandığı için kendini liberal argümanlarla savunan kadınlar yok mu? Sorunu çözme tekeli sadece İslamcı aydınlarda mı?

Kemalist İslamcılık da bu olsa gerek.

Yorumlar

Yorumlar