Felsefi temelini, olayın ardında yatanları, işin arka planını filan şöyle otuz iki kısım, tekmili birden pehlivan tefrikası gibi sayıp döküp, sonuna da okkalı bir laf edip, köşe yazısından hallice makaleden dipnotu eksik bir yazı yazmak isterdim ama gerek yok. Esasen “tweet”ten hallice bir facebook “status”u ile konu vuzuha kavuşturulabilir. Fakat küreselleşen dünyada, vahşi kapitalizmin pençesinde, aşırı tüketim ile uyuşturulmuş şu tüketim toplumunda, ihtiyacımız olmayan şeyleri önce ihtiyaçmış gibi gösterip sonra da bizi kredilerle bankalara borçlandırıp düzeninin pençesine bırakan; pardon ya, cümle bitmedi, neyse, biz mevzuya geçelim.

Türkiye’nin işkenceden mahkum olduğu davalardan birinde “işkenceci” olarak ismi geçen bir polis müdürü terfi etti. Bu olay AK Parti MKYK’sında Ayşe Böhürler tarafından dile getirildi. Bunun üzerine İç İşleri Bakanımız sayın çok sevgili İdris Naim Şahin bey abimiz “İtirafçıydı iftiracı oldu.” diyerek, tek cümlede çok nefret kusma yeteneğini yine konuşturdu, bu defa kafiyesini cinasını da ekleyip, belgesiyle parti MKYK’sında sundu.

Başbakan, memurun Diyarbakır’da “terörün azılı zamanı” görev yapmış olması, işkenceden geçen ve tecavüze uğrayan kişinin sicilinin “temiz” olmaması gibi etkenleri ve üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili, yazları sıcak ve kurak kışlar ılıman ve yağışlı, çok stratejik bir konumda bulunan, yılda dört mevsim yaşayan, medeniyetlerin beşiği bereketli topraklar üzerinde kurulu, maki bitki örtüsüne sahip, yer yer çam ormanlarının da görüldüğü, herkesin topraklarında gözü olduğu bu güzel ülkemiz üzerinde oynanmak istenen büyük oyunları göz önünde bulundurarak, Böhürler’e “Kaynağın ANF mi?” diye çıkıştı. Bilahare bir televizyonda da “basına kelle vermem” düsturunca “memuru”nu savundu.

Şimdi,

Sayın bakanın sunduğu dedillere bakınca, ben nedense tam tersini anlıyorum. Müdürün işkenceci “olmayabileceği”ne dair deliller tam da neden müdürün işkenceci “olabileceği”ni delillendiriyor. Yıl 97 (28 Şubat’ın olduğu sıralar yani -böyle her lafa 28 Şubat sokuşturunca daha anlaşılır olabilir bazıları için-) güvenlik politikalarının sorgusuz sualsiz “kulak kestiği”, Kürt infaz timlerinin harıl harıl çalıştığı, otoban kenarlarının kısmen faal olduğu, vatanseverlerin aydın itlaf ettiği sıralar yani. Müdürümüz “terör bölgesi”nde görev yapmış. Tecavüze uğradığını söyleyen kişi de terör örgütü ile alakasından dolayı gözaltına alınmış. Bence bu durum işkencenin ve tecavüzün sabit olduğunun kanıtıdır. Zira o dönem bunlar zaten mubah değil miydi?

Bu minvalde konu üzerine biraz düşündüm ve çok “saf” olduğuma karar verdim, önce iç işleri bakanına sonra da başbakana hak verdim. Başbakan Pazar günü katıldığı programda gazetecinin “kürtler ne istiyor olabilir?” mealindeki sorusuna “istekler bitmiyor ki” diye cevap vermişti. Adam haklı beyler! Bazen sıradan vatandaşlar çok tamahkar olabiliyor. Yani 17,000 faili meçhul diye bir deyimimiz var, o dönemde “beyaz reno”ya binip bir daha haber alınamayan “binlerce” insan varken, bu arkadaş tecavüzle kurtulduğuna şükretmesini bilmediği için tamahkarlık yapıyor. Ne yani şimdi devletin anlı şanlı müdürünü tecavüzden cezalandıralım da itibarımız iki paralık mı olsun uluslararası camiada? İtibarı boşver, demokratikleşme yolunda adım mı atalım? Medeni bir ülke mi olalım? Yaşadığına şükret be kadın, hem kadınsın, hem Türkiye’de yaşıyorsun hem de tecavüzden şikayet ediyorsun. Ha bir de karakolda oluyor bu olay, hadi fail taksici, tinerci filan olsa neyse, sonuçta arkasında devlet yok, bakılır çaresine ama bir düşün, şu istediğin şey akıl kârı mı?

Hasıl-ı kelam.

Yerini bil, otur sesini çıkarma. Bak, Hrant’ın katiliyle hatıra fotoğrafı çektiren polis Hrant’ın memleketine emniyet müdürü oldu. Onca yıldır bu ülkenin vatandaşısın, hem sen bilmiyor musun, bu ülkede vatandaş dediğin canlının arkasında karanlık devlet yoksa, dirisi beş para etmez, ölüsü tavuk ölüsü kadar bile kıymet görmez. Önündeki örneklere bak ibret al!

Başka Türkiye yok, bu vatanı bize yedirmezler. Şehitler ölmez vatan bölünmez.

Her şey vatan için. Bu arada, Orhan Pamuk da akıllı olsun.

“Lan martı, senin de ağzını burnunu kıracam!” (bkz: http://bit.ly/OV8SBV)

***

Notlar:

Olayın tafsilatı şurda: (1) http://bit.ly/OGJ75Y (2) http://bit.ly/Rl4dXO (3) http://bit.ly/RGIHgo

Bunları da okuyun

Yorumlar

Yorumlar