Mahalle’nin Delileri

Robinson Abi uzun saçı ve sakalı, kısa boyu, botlarının az üzerinde paltosuyla, başı önde bir şeyler anlatarak Kepenek Caddesi’nde bir aşağı bir yukarı yürür dururdu. Bazen de önüne kattığı iki üç delikanlıya radarı kitlemiş halde, ana avrat söverek kovalarken rastlardık ona. Üniversitede ilahiyat okurken bir kıza aşık olmuş, kavuşamayınca kafayı yemiş, kara sevda olmuş. Arkadaşları profesörmüş.

Hayhak Amca daha çok İstasyon Caddesi’nde takılırdı. 28 Şubat’ın hızlı dönemleri… Aczimendiler türemiş, ortalık karışık. Hayhak Amca da yeşil cübbe, beyaz sarık, uzun beyaz sakallarıyla, ellerini arkadan bağlayıp sessizce yürür, birden “Haaaaayyy, HAKKK!” diye gürler, etrafındakileri bir zıplatır, artık neye sinirlendiyse, tekerleme gibi söylediği “gıyamet alameti bunnar gıyamet” diyerek uzaklaşırdı. Bazen meydandaki havuzun etrafını tavaf ederken rastlardık.

Bu yazıya da göz atın >>  Medeniyetin Temel Taşları: Çamaşır Makinesi ve Klima

Hikayesini bileni görmedim. Geldi geçti.

Fakat bu yazının kahramanı Sivaslı He-Man’dir.

Bu hikaye Evden Uzakta kitabımda yer almaktadır.

Kitabı online olarak sipariş verebilirsiniz.

Sipariş sayfasına gitmek için tıklayınız.