dumanalti-memleket-meseleleri-02Gerçek Hayat Dergisi, Sayı 757

Robinson Abi uzun saçı ve sakalı, kısa boyu, botlarının az üzerinde paltosuyla, başı önde bir şeyler anlatarak Kepenek Caddesi’nde bir aşağı bir yukarı yürür dururdu. Bazen de önüne kattığı iki üç delikanlıya radarı kitlemiş halde, ana avrat söverek kovalarken rastlardık ona. Üniversitede ilahiyat okurken bir kıza aşık olmuş, kavuşamayınca kafayı yemiş, kara sevda olmuş. Arkadaşları profesörmüş.

Hayhak Amca daha çok İstasyon Caddesi’nde takılırdı. 28 Şubat’ın hızlı dönemleri… Aczimendiler türemiş, ortalık karışık. Hayhak Amca da yeşil cübbe, beyaz sarık, uzun beyaz sakallarıyla, ellerini arkadan bağlayıp sessizce yürür, birden “Haaaaayyy, HAKKK!” diye gürler, etrafındakileri bir zıplatır, artık neye sinirlendiyse, tekerleme gibi söylediği “gıyamet alameti bunnar gıyamet” diyerek uzaklaşırdı. Bazen meydandaki havuzun etrafını tavaf ederken rastlardık.

Hikayesini bileni görmedim. Geldi geçti.

***

Fakat bu yazının kahramanı Sivaslı He-Man’dir.

Sivaslı He-Man, dünyayı korumakla görevlendirilmiş süper kahramanlardan birisidir. Genelde Kepenek Caddesi’ne takılır. Yazın “edeleli fiçutuna” giydiği askılı beyaz atleti kışın da elbisesinin üzerine giyer. Turuncu peruk saçı, oyuncak kılıcı ve kırık dişlerini gösteren gülüşüyle insana güven verir. Hülya Avşar’la evlidir. Bu evlilikten Hülya Avşar’ın haberi yok ama problem değil, zaten o nikah paralel bir evrende kıyılmıştır.

Sivaslı He-Man görev başındayken güven içerisinde dolaşabilirsiniz Sivas caddelerinde ama dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta var. Bir dergiye verdiği röportajda gazeteci soruyor “Neden kılıcınız yanınızda değil?” diye. Cevap: “Pazarları çalışmam!” Yani, pazar günü He-Man’e güvenip başınızı belaya sokmayın.

İsminin He-Man olmasına bakmayın, He-Man “yerli”dir, bizdendir. Öyle Süpermen gibi pelerinini savurup artistlik yapmaz, Batman gibi gökdelen çatılarında dolaşmaz, Örümcek Adam gibi sağa sola tor atıp, arkasını toplamadan kaybolmaz. Sorumluluğunun bilincindedir ve dediğim gibi, yerlidir. Mesela bahsettiğim röportajdan bir örnek vereyim:

Gazeteci: Neden bu işi yapıyorsunuz?

He-Man: Dünyayı kötülüklerden korumak için.

Gazeteci: Gölgelerin gücü adına mı koruyorsunuz?

He-Man: Hayır. Allah rızası için.

***

Mahallenin delileri bir paralel mahallede yaşıyorlar, fantastik dünyalarında kim bilir neler olup bitiyor, zaman kim bilir nasıl akıyor… Evet, delilerin dünyası her şeyin mümkün olduğu bir dünya fakat orada da işler hep fantastik gitmiyor. Bu yazıyı yazmadan önce Sivaslı He-Man ne hallerde acaba diye açtım baktım internetten ve bir videosuna rastladım. İşler çok değişmiş.

Mesela kahramanlar piyasasında artık rakipsizmiş. Ezeli rakibi Süpermen’i soruyorlar: “Devri kapandı, onun kahramanlığı bitti artık!” diyor, “hani telefon kulübesi? Artık telefon kulübesi olmadığına göre?”

O efsane aşk da bitmiş! Duyduğuma göre Hülya Avşar’la artık ilgilenmiyormuş, kendi deyimiyle “onun defterini dürmüş”, şu sıralar Funda Arar’la ilişkisi devam ediyormuş, seviyeli bir birliktelikleri varmış.

Hayat sadece beni savurmamış, He-Man’in de başından çok iş geçmiş.

***

“Dünya velilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor” derlerdi büyükler. Bazen gazete okurken, haber izlerken bu inanışa hak veririm, çünkü bu kadar kötülük varken hâlâ dönüyorsa dünya, ancak velilerin hatrına dönüyordur diye düşünürüm. Büyükler bir şey daha söylerler bu mevzuda, bazıları için “Deli mi veli mi artık Allah bilir” derler. Tanıdığım delileri düşününce de bu deyişe hak veririm. Bu akıl yürütmenin sonu da “dünya dönüyorsa delilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor”a çıkar ki, bence hiç mahsuru yok.

Robinson Abi’yi uzun zamandır görmedim. He-Man kırık dişlerini göstererek hayata gülümsemeye devam ediyor fakat kısa bir süre önce Hayhak Amca Hakk’a yürüdü. Büyük hikayeleriyle birlikte artık fantastik bir dünyada…

Yorumlar

Yorumlar