Mahalle’nin Mert Abileri

Gerçek Hayat Dergisi, Sayı 764

Latife Annem çok güzel bir kadındı, boyuyla beraber torunları vardı ama gençti, erken evlenmiş, sekiz çocuk yetiştirmiş, çile çile bir hayat örmüş ama çok da gününü görmeden erkenden gitti işte. Anneannelere bizim orda “ebe” denir ama gençliğinden ve güzelliğinden olsa gerek, “ebe” diyememişiz, annem gibi güzel olduğuna göre ona da anne diyecez ellaham deyip, ismini demişiz, Latife Annem aşağı Latife Annem yukarı, öyle kalmış. Ben torunların en büyüğüyüm, benden aşağıdaki kardeşler de ben ne diyorsam onu demiş.dumanalti-memleket-meseleleri-09

Mahalleli de Lütüş diyordu. Sekiz çocuk büyütmüş dedim de, o öyle benim kurduğum dört kelimelik cümle kadar kolay olmamış, mesela Emrah Dayım mahallenin güzel abilerindendi ama mazaratmış, kavgası döğüşü eksik olmazmış, gerçi eksik olsa da kavga döğüş gelir onu bulurmuş.

***

Neyse, mahalle küçük yer. Dayım eve girip de telaşla bir dürüm hazırlama derdine düştüyse, bu kısa bir süre sonra komşulardan birinin Latife Annem’e “Gız Lütüş, bu Emoş gine bizim uşağı hış etmiş, anam gaçıncı bu gı!” diye baskına geleceğine delalet eder. Cümle bitmeden Latife Annem süpürgeyi kavrayıp tersini çevirirmiştir bile. Duruma göre, dayım geciktiyse evden çıkmakta, süpürgenin sapına denk gelir, vakitli kaçtıysa eğer, epey uğramazmış eve. Dayımın dürüm telaşı da, mahallede “fast food” olmadığı için, eve uğramadığı süre boyunca iktifa edecek iaşesini temin amaçlı.

Dayım kavgada dayak yemiş atmış, mesele o değil, eve baskın geldiyse bi posta da Latife Annem’den hakkını alırmış.

Tabi bunlar “mahalle içi” kavgalara dahildir ve kendine göre çeşitli kuralları vardır. Kavga edenler geri barışır, çoğu zaman iş o kadar büyümez. Mahalle sakinleri duruma göre dikkat kesilir, mesela müzmin kavgacının bağrış çağrışı geliyorsa pek de önemsenmez, nasıl olsa bağırır çağırır sonra inikir. Yok halim selim birinin sesi geliyorsa “bi bakılır”, Allah korusun bi maraza çıkmasın derdiyle gerekirse araya girilir filan.

***

Mahalle kavgaları da temelde ikiye ayrılır, mahalle içi kavgalar ve mahalle dışından gelenlerle tutuşulan kavgalar.

Kimin düğünüydü hatırlamıyorum, yine sülale üç beş eksikle emmimgilin evde toplandı. Laf gelmişlerden geçmişlerden açıldı. Mahalle her zaman güllük gülistanlık bir yer değil, kavga da eksik olmazdı sonuçta. Kavga çıktığı zaman da herkesin pozisyonuna göre görevi bellidir. Büyükler kavgaya tutuşunca küçüklerin birkaç görevi vardı. Mesela bunlardan en önemlileri kahveden adam çağırmaktır.

Tabi bir de kavga esnasında yere düşen şapkaları toplamak, ceketleri tutmak gibi tali görevler de olur. Küçükler kavgaya karışmaz.

***

Fakat kavga mahalle dışından gelen birileriyle ise iş değişir. Mahallenin mert abileri burada devreye girer.

Mahalleden biri gümbürtünün ortasındaysa, kavgaya teklifsiz girilir. Önce kavga hâle yola koyulur; nasipte varsa dayak yenir, yoksa dayak atılır, mevzu nihayete çıkarılır. Sonra da muhasebesi yapılır. Mesela emmoğlunu çevirmiş iki üç kişi dövüyorlar, siz de uzaktan gördünüz. Yalnız muhtemelen emmoğlu haksız ve kesin kavgayı o çıkarmıştır. Fark etmez, bunlar o an için muhasebesi yapılacak şeyler değil, önce girer emmoğluyla kavgayı hale yola koyarsınız, sonra çekersiniz kenara “lan oğlum bu kaçıncı senin yüzünden başımızı belaya soktuğumuz” dersiniz ya da her neyse paparanız, basarsınız köteği… Ama bir nokta önemli, emmoğlu dayak yiyecekse de onu bilip tanımadığınız, elin adamı atamaz, varsa da nasibi sizden alır; usûl böyledir.

***

Efsane gibi anlatılır, mahallenin güzel abileri. Çoğu kavgayı kazansalar da hikayeleri buruktur, onca haksızlığa direnirler ama büyük zorba gelir, mahallenin gözü önünde diz çöktürür, kimsenin de gık’ı çıkmaz o gün, sonra hayıflanmanın bini bir para ama iş işten geçmiştir. Mahallede itibar testi o büyük kavganın olduğu gün yapılır.

Kavganın da bir adabı vardır, bazılarına uzak olsa da, adamlık kavgada belli olur.

***

Beyaz Türkler ve yardakçıları için de gündem notu düşeyim: Bu anlattığım hikayeler eskinin hikayeleri. Hâlâ mahallenin zorbası sizsiniz ama bi şeyi hesap etmediniz, mahalle çok değişti. O işler artık eskisi kadar kolay değil. Hani “yedirmeyiz” dediğimizde fehmedemediydiniz ya, hah işte onu bi de böyle düşünün. Gemiyi terketmek yok, siz burdaysanız biz de burdayız.

Buyrun gelin…

Yorumlar

Yorumlar