Gezimizin bir bölümü, konyak fabrikası gezisiydi. Fabrika aynı zamanda bir müze. Rehber eşliğinde fabrikayı gezmeye başladık.

Fabrikayı ziyaret eden her devlet başkanı için bir fıçı kapatıyorlarmış. Birçok devlet başkanının fıçısı var. Bu fıçılar o kişiye ait oluyormuş, yani isterse alabiliyorlarmış. Fıçısını alan tek kişi Rus Duma Başkanı’ymış.

Fabrikanın ilk fıçılarından iki tanesi bir cam bölmede muhafaza ediliyor. Fıçıların hemen karşısında ise ağaçtan yapılmış bir heykel asılı. Heykel bir canavar kafasına benziyor, dibine konyak dökülen bir meşe ağacı köküymüş; “responsible drinking” delinen bir kavramdan bahsediyor rehberimiz, “sorumlu içicilik” bizdeki tabir ile “ağzıyla içmek” herhalde. Aşırıya kaçınca kötü olur manasına gelmesi için heykeltıraşlar ağacın kökünü canavara benzetmişler, böyle sembolik bir anlamı var.

Gezi konyak tadımı ile bitiyor. Fabrika kampüsünün içinde hediyelik satılan kısımda, tadım için özel bir oda var, burada üç kadeh konyak masada sizi bekliyor. Kadehler tam kararında doldurulmuş, bardak yan yatırıldığında konyak dökülmüyor, ideal ölçü buymuş. İlk kadeh 5 yıllık, ikinci kadeh 10 yıllık, son kadeh ise 20 yıllık bir konyak… Konyak içiminde ideal kadeh de üçmüş. İlk kadeh “boğazın pasını almak” için, ikinci kadeh “eğlence” için üçüncü kadeh ise “mutluluk” içinmiş. Dördüncü ve dörtten sonrası ise “delilik” içinmiş.

Konyakların yıllanması konusunda bir ayrıntıdan bahsediyor rehberimiz. Fransız konyaklarında genel olarak verilen derecelendirme yerine Ermeni konyaklarında 5, 10 ve 20 şeklinde bir sınıflandırma var, rakamlar “ortalama yıl”. Ortalaması da şöyle oluyor, malum konyaklar birçok çeşit şarabın damıtılması ve yıllandırılması ile oluşuyor, burada mesela 20 yıllık konyağın damıtıldığı şaraplar arasında 15 yıllık olanı da var, 35 yıllık olanı da, 20 yıl ortalaması… Rehberimiz konyak alacaklara bir nüanstan bahsedip en az 7 yıllık konyakları almalarını tavsiye ediyor. Konyaklar Ermeni meşesinden yapılan fıçılarda yıllandırılıyormuş, bunların tadı çok daha iyi oluyormuş fakat 6 yıl önce ülkedeki meşe ağaçlarının azalması ve sıkıntı yaşanması nedeniyle artık fıçıların ağaçları ithal ediliyormuş. Yani son Ermeni meşesi gören konyaklar en az 7 yaşında…

Konyakların yıllandırılması, yaşça eski olanının makbul olması üzerine bunca ayrıntıdan sonra başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. Bu ayrıntı fabrikanın girişindeydi. Konyaklar, fıçılarda yıllandırılıyor ve yaş aldıkça lezzetleniyor ve kıymeti artıyor. Fakat fabrikanın girişinde bir fıçıyı mümkün olan en yakın zamanda açmak istediklerini söylüyor. En çabuk açıp içmek istedikleri şarabın saklandığı bu fıçı Karabağ savaşı sırasında Avrupalı ve Amerikalı bir delegasyonun ziyareti sırasında kapatılmış ve Karabağ’da barış sağlandığında açılacakmış.

Fabrikaya girer girmez müthiş bir konyak kokusu hissediyorsunuz. Ermeni meşesinden yapılan fıçılarda saklanan konyakların yaklaşık %2’si buharlaşıyormuş, buna “meleklerin payı” deniyormuş.

Ermeni meselesinde bizim de görünmez bir fıçımız var, en kısa zamanda açmak istiyoruz ama bir türlü olmuyor ve barıştan payımıza düşen, fıçıdaki konyaktan meleklerin payına düşenden fazlası değil…

Yorumlar

Yorumlar