Romanların Kamera Arkası: Orhan Pamuk ve Manzaradan Parçalar

Filmlerin kamera arkasını izlemeyi sever misiniz? Benim en sevdiğim şeylerden birisidir; nasıl yapılıyor, çekimler esnasında neler yaşanıyor görmek çok ilginç bir deneyim oluyor. Aynı şekilde, romanların kamera arkasını da görmek istemez miydiniz?

Filmlerin oluşma süreçlerini de merak ederim, o yüzden yönetmenlerin yazdıklarını, röportajlarını veya çektikleri fotoğrafları mutlaka incelerim. Mesela Nuri Bilge Ceylan ilk önce fotoğrafçıdır, filmleri de bir nevi fotoğraflarının hareketlendirilmiş hali gibidir… Filmlerindeki atmosfer fotoğraflarında da vardır. Filmlerinin bazı sahneleri aynı zamanda müthiş fotoğraflardır.

Yine müthiş yönetmen Abbas Kiarostami aynı zamanda harika bir fotoğrafçıdır. Kiarostami’nin fotoğraflarında üç şey dikkatimi çekmişti, kar, yol ve ağaçlar. Fakat bu ögeler öyle anlamlı durur ki, ağaçlarda yan yana dursa bile bir yalnızlık hissi verir, kar müthiş bir sonsuzluk ve beyaz hissi verir ve en önemlisi yol… Kiarostami’nin temel meselelerinden birisidir yol.

Peki romanların “kamera arkası”nı hiç merak ettiniz mi? Filmlerin kamera arkası görüntülerinden çok daha ilginç bir serüvendir aslıda.

Orhan Pamuk’un farklı zamanlarda yayınlanmış kısa yazı, deneme, hikaye ve röportajlarından oluşan Manzaradan Parçalar müthiş bir okuma oldu benim için. Tam anlamıyla Orhan Pamuk romanlarının kamera arkası gibi… Nelere dertlendiği, neleri okuduğu, neleri yazdığı ve yazmak istediğine dair birçok ipucu, bazı romanlarının oluşum aşamalarını yakalayabiliyorsunuz bu kitapta.

Manzaradan Parçalar’ı benim için o kadar verimli bir kitap oldu ki, yaza yaza bitiremem. Mesela, HK Kitap Bülteni için hazırladığım ve blogumda aynı isimli kategorilerde yayınladığım, yazarken müthiş keyif aldığım  “Okur Dertleri” ve “Okuma Notları” başlıklı yazılar ilhamını bu kitaptan ve Umberto Eco’dan aldı. Umberto Eco kısmına başka bir yazıda bakarız ama Manzaradan Parçalar’ın katkısından bahsedeyim. Kitabın en eğlenceli ve uzun düşüncelere sevk eden kısmı “Kitaplar ve Edebiyat” başlığında, kitap kapaklarından Karamazov Kardeşlere, Tanpınar’dan Binbir Gece Masalları’na kadar, geniş bir yelpazede tuttuğu notlar bölümü. 

Bu yazıya da göz atın >>  Kitap Önerileri ve Okumanın Hikayesi

Fakat bu yazının konusu, romanların “kamera arkası” olan kısım, “Benim Kitaplarım” başlıklı bölüm. Bu bölüm insana hem yazma cesareti veriyor hem de yol gösteriyor. İki kitabım var, ikisinin de yazılma süreçlerine dair notlar tuttum ve bu notları kısmen kitapların takdimlerinde veya son yazılarında, bir nevi kitabın hikayesi olarak paylaştım. Manzaradan Parçalar’da Orhan Pamuk da benimle benzer şeyler yapmış, hatta o kadar benzer ki, başkası söylese inanmam. 

Benim favori Orhan Pamuk kitabım Benim Adım Kırmızı‘dır mesela. Pamuk, Benim Adım Kırmızı’yı bitirdikten sonra Beyoğlu’na çıkmış ve bir tavuk döner yemiş. Sanırım “hatta o kadar benzer ki” derken neyi kastettiğimi anlamışsınızdır. 😊

Yine bu kitapta çok merak ettiğim bir şey vardır Benim Adım Kırmızı ile ilgili: Kitabın bölümlerinin akış planı! Bu sayfa bir hazine değerinde benim için. Sadece benim için değil, yazmaya heveslenen herkes için bir hazine. Çok satmış, yazarına Nobel Ödülü getirecek kadar ünlenmesini sağlamış bir romanın bence “en mahrem” bilgisi…

Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı kitabının bölüm akış planı.

Kitap bir okur için, hele hele “bir yazarın dünyası”nı merak eden bir okur için müthiş bir hazine… Orhan Pamuk’u bulup “Nasıl yapıyorsun abi, bana da öğretsene!” deseniz muhtemelen dayak yersiniz ama bu kitapta, belki de farkında olmadan romanlarının kamera arkasına dair çok değerli sahneler paylaşmış.

Orhan Pamuk’un dünyasını merak ediyorsanız veya “bir yazar nasıl yazar, nasıl yapar?” sorusu size cazip geliyorsa, bu kitaba mutlaka bakmalısınız. Ve bence en önemlisi, romanların kamera arkası da olur muymuş diyorsanız, çok ilginç bir okuma sizi bekliyor demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir