[Bu yazı 10.07.2012 tarihinde Taraf Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.]

Artık bir deyim olarak kullanılsa da klişeden kaçış yok, “Türkiye’nin asıl sorunu” konulu bir yazıya “Türkiye’nin asıl sorunu muhalefet sorunudur” diye başlamak zorundayım. Ana muhalefet partisi CHP, diğer muhalefet partileri BDP ve MHP’nin siyaseti muhalefet değil “AK Parti karşıtlığı” ve bu bir “siyaset” değil. Sırf bunun için kurulmuş dernekler var, sadece seçimlere katılmıyorlar yoksa söylemlerinden eylemlerine kadar aynı işi yapıyorlar. O derneklerden tek farkı mecliste olmaları, bu da bir tabela partisinin illa milletvekili olmayan, üye sayısı az olması gerekmediğini gösteriyor, mecliste olan ama siyaset yapmayan tabela partisi de olabilir.

Türkiye’nin muhalefet sorunu deyince sadece meclisteki üç parti üzerinden gitmek de yanlış olur. Muhalefet sadece meclis içinde yapılan bir şey değildir, hatta çoğunlukla “etkili muhalefet” meclis içinden yapılamayabilir, meclis dışından yapılan muhalefet çok daha belirleyici olabilir genel siyaset üzerinde.

Bu kadar soyut laftan sonra, mevcut duruma bakarsak, AK Parti’nin her yaptığına “vatanı satıyorlar, emperyalistlere çalışıyorlar” gibi çağdışı komplocu laflarla siyaset yapan partilerin muhalefetinden medet beklemenin manası yok, memlekete kendi gündemini yaratacak ve o gündem doğrultusunda, aldığı oy ne olursa olsun ilkeleri doğrultusunda siyaset sahnesinde bulunacak bir muhalefete ihtiyaç var. Bir doğru yok ve bir parti bütün doğruları temsil edemez, başka partiler de çıkıp başka doğruları söylemeli ki, iktidardaki parti de kendine çeki düzen verme ihtiyacı hissetsin ve kendi doğrularını herkesin doğrusu olmadığını anlasın. Bunun fragmanını izledik mesela, CHP “benim fikrim geldi, Kürt sorununu çözebiliriz” dedi, sonra yeniden eski yerine döndü ama sırf bu çıkış bile siyaset iklimini nasıl değiştirdi hepimiz gördük; fakat o kadar, CHP’nin muhalefet vizyonu bu açılımı devam ettirmeye yetmedi, yeniden “vur AKP’ye” siyasetine döndük.

Benim için anamuhalefet partisi Hayvan Partisi’dir. Kendi gündemini oluşturan ve gündemi etrafında gerçek manada siyaset yapan, siyaseti belirlemeye, ilkeleri doğrultusunda dönüştürmeye çalışan bir siyaset yapıyorlar. Açıkçası bir hayvansever sayılmam, hiç hayvan beslemedim. Hayvanseverliğin tanımı tabii ki sadece hayvan beslemek değil, okşayıp dokunmak, onlarla oynamak gibi adetlerim de yok, bazısından korkarım, bazısını da bildiğin sevmem, o manada da hayvansever sayılmam. Fakat hayvanlara edilen eziyete, canlarının yakılmasına tahammül edemiyorum. Canı acıyan her canlı ile empati kurabilen bir “tür”üm, hayvan veya insan fark etmiyor, canı yanan her tür çığlık atıyor ve o çığlık beni sarsıyor. Yani ne vejetaryenim, ne hayvan hakkı savunucu… Hatta bu konularda Hayvan Partisi yöneticileri ile muhtemelen çok derin fikir ayrılıklarımız vardır… Bütün bunlara rağmen Hayvan Partisi’nin siyaset tarzını çok beğeniyorum; bunun için illa hayvansever olmak gerekmiyor. Zaten partinin metinlerinde de böyle bir zorunluluk olmadığı belirtiliyor, meselenin dünyada sizden başka canlıların da olduğunu idrak edebilmeyi öne çıkarıyorlar. Bu manada Hayvan Parti’li olmamın önünde bir engel yok.

Hayvan Parti’si muhalefet namına meclis içi ve meclis dışı partilerin birçoğundan daha cesur bir siyaset izliyor. Hayvan Partisi’nin Anayasa çalışmalarına katkı niteliğinde başlattığı “Bu anayasaya kuyruk lazım!” kampanyasının ilk cümlesi şöyle: “Hayvan Partisi olarak yeni anayasa sürecini Türkiye için bir milat kabul ediyor ve destekliyoruz.” Bu kadar samimiyetle ve cesurca “ama”lara boğmadan hiçbir “insan partisi” bu lafı edemedi. “AK Parti kendi anayasasını yapıyor” diye yaygara yapan değil, “anayasada şunlar olmalı, şunlar olmamalı” gibi süreci destekleyen veya eleştiren bir siyaset izleyen muhalefet gerekiyor, bunu da “adam akıllı” bir tek Hayvan Partisi yapıyor; pardon “kedi akıllı” diyecektim.

AK Parti iktidar. İktidar “kalmak” için ne gerekiyorsa başarıyla yerine getiriyor; yanlışlar yapıyor doğrular yapıyor ama iktidarda kalmayı başarıyor. Kendine karşı oluşan aklı başında muhalefeti dahi içine alarak muhalefetini de kendi içinde yapacak hale geliyor. Muhalefet partilerimiz ise başbakan hastalandığında panikleyecek kadar AK Parti’ye bel bağlamış durumda. Bu sağlıklı değil.

AK Parti muhalefetsiz siyaset meydanında %50 alıp anketlerde %60’ları zorlarken, muhalefetin AK Parti karşıtlığı olmadığını anlayan ve “kedi akıllı” muhalefet yapan bir parti olduğu için mutluyum. İnsan partilerinin muhalefetinin fersah fersah önünde bir vizyonla muhalefet ediyor Hayvan Partisi. Muhalefet mevcut iktidarın varlığına kastetmek değil, iktidarı ele geçirmek için çabalamak, eğer iktidara gelemediyse de bir dahaki seçime kadar siyaseti ilkeleri doğrultusunda etkilemek için elinden geleni yapmaktır. Hayvan Partisi bunu yapıyor. Seçimlere giremeyecek muhtemelen, şimdiye kadar politik olarak oy kullanmayan biri olarak gönül rahatlığı ile verdiğim ilk oyumu pusulanın sonuna bir eşek kafası çizip altına “evet” mührünü basacağım.

Yorumlar

Yorumlar