Rus Edebiyatı Klasiklerini Okumaya Başlamak İçin En İyi 9 Kitap

Rus Edebiyatı Okumaya Hangi Yazar ve Hangi Kitaptan Başlamalıyım? Rus Edebiyatı Klasiklerini okumaya karar verdiyseniz, hangi yazardan ve yazarın hangi kitabından başlayacağınız önemli. Çünkü eğer yanlış bir seçim ile başlarsanız okuma serüveniniz kabusa dönebilir ve yarım kalabilir. Başladığınız kitaptan sıkılıp veya başladığınız kitap ve yazarı sevmeyip sonrasında devam edemeyebilirsiniz. Halbuki doğru bir yazar ve yazarın doğru kitabından başlarsanız müthiş bir okuma serüveni yaşayabilirsiniz.

Okuma sırası olarak en kolay ve en mantıklı yöntem kronolojik olarak okumak olabilir. Böylece hem kitapların yazıldığı dönemleri tarihsel olarak gözlemleyip hem de zamanla Rus Edebiyatının nasıl zirveye çıktığına şahitlik edebilirsiniz. Kronolojik bir okuma yapmak istiyorsanız, ayrıca hazırladığım Rus Edebiyatı Klasikleri Okuma Kılavuzu‘na bakabilirsiniz.

1. Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Puşkin

Aleksandr Puşkin modern Rus Edebiyatı’nın başlangıcı olarak görülür. Puşkin daha çok Yüzbaşının Kızı ile bilinir. Kolay okunan, kurgusu ve karakter tasvirleri gayet iyi bir romandır.

✅ Yazı: Modern Rus Edebiyatı’nın Başlangıcı: Aleksandr Puşkin

aleksandr puşkin yüzbaşının kızıArka Kapak Yazısı Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli bir asker olan babasının ısrarıyla askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilir. Burada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya âşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan kısa süre sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın uzun modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteğiyle “ayaklanma” büyür. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturur.

2. Palto – Nikolay Gogol

Gogol’ün Palto’su, Rus Edebiyatı’na karakterini veren hikayelerden birisidir. Nikolay Gogol’ü en iyi özetleyen büyük Rus edebiyatçı Dostoyevski’dir. Dostoyevski’nin “Hepimiz Gogol’ün Paltosu’ndan çıktık.” sözü Rus Edebiyatı açısından söylenmiş en iyi sözlerden birisidir belki de. Palto hikayesinde Gogol Akakiy Akakiyeviç isimli bir memurun hayatından gözlemlerle dönemini müthiş tasvir ediyor ve edebiyatın ancak yüz yıl içinde keşfedip sistematikleştireceği akımların adeta nüvelerini ortaya koyuyor.

Yazı: Rus Edebiyatının Kaynağı: Gogol ve Paltosu

Arka Kapak Yazısı “Önüne ne pahasına olursa olsun ulaşacağı bir hedef koyan insanlar gibi kendini şimdiden daha hayat dolu hissediyor, karakteri güçleniyordu. Yürüyüşünde ve hareketlerinde kararsız ve ikircikli ne varsa gitmiş, gözlerinde yeni bir ateş parlamaya başlamıştı. Hatta en cüretkar hayallerinde bazen paltosuna sansar kürkü bir yaka diktirmeyi bile kurar olmuştu.” “Küçük adam”ın çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlik ve acılar bu uzun öykünün başkahramanı Akakiy Akakiyeviç’in hayatı üzerinden yalın bir gerçekçilikle anlatılıyor. Böylesi bir anlatım, her ne kadar dönemin Çarlık Rusya’sında büyük tepki alsa ve Gogol, Rus insanını aşağılamakla suçlansa da, Rus edebiyatında büyük bir çığır açıyor.

3. Ölü Canlar – Nikolay Gogol

Ölü Canlar Gogol’ün kurgusu şimdi bile çok iyi bir film gibi olan romanı. Romanın kahramanı Çiçikov, uyanık ve becerikli bir dolandırıcı fakat aynı zamanda hem kendini hem de toplumu sorgulayan zeki bir karakter. Çiçikov, köleliği halen devam ettiği fakat bürokrasi ve yönetimde ciddi yozlaşmanın olduğu dönemde, bu yozlaşmanın ortaya çıkardığı aksaklıklardan faydalanarak zengin olmaya ve itibarlı sosyetik, soylu biri gibi görünmeye çalışır. Büyük oranda bunu başarır da. Köle sahipleri ölü kölelerini devlete bildirmedikleri için fazla vergi vermektedir, Çiçikov da bu “kağıt üzerinde” yaşayan köleleri satın alarak yüzlerce köle sahibi bir soyluya dönüşür ve bir süre sonra işler karışır.

4. İvan İlyiç’in Ölümü, Lev Tolstoy

İtibarlı bir yargıç olan İvan İlyiç, hastalanınca kimsenin onunla ilgilenmemesi onu şoke ediyor. Hastalığı ilerlerken ölüm döşeğine düştüğünü bir süre kabullenemiyor. Kabullendiğinde ise meslektaşlarının, özellikle eşinin ve çocuklarının hayatlarına devam ediyor olmalarına çok içerliyor, fakat bir şey yapamıyor. Kitap bittiğinde Tolstoy’un neden büyük yazar olduğunu anlıyorsunuz, hayali bir kahramanın ruhu daralırken okuduğunuzun bir kitap olduğunu unutup, St. Petersburg’da bir odada ruhunuz daralıyor gibi oluyor.

✅ Yazı: Tolstoy Okuma Sırası: İvan İlyiç’in Ölümü

Arka Kapak Yazısı

İvan İlyiç’in Ölümü, bireyin hayatla ve ölümle hesaplaşmasının etkileyici bir anlatısı. İvan İlyiç’in Ölümü, son günlerinde, ölümle önce mücadele eden, daha sonra çaresizce kendisini ona bırakan bir adamın yaşadıklarını anlatır. Yüksek rütbeli bir yargıç olan İvan İlyiç, iyi bir hayat yaşadığını düşünür; ancak hasta yatağında ölümün yaklaştığını anladıkça, yavaş yavaş aslında ne kadar boş bir ömür sürmüş olduğunu fark eder. O güne kadar büyük anlam yüklediği ve uğruna büyük çaba verdiği serveti, şöhreti ve saygınlığı, ölüm döşeğinde bir anda gözüne boş ve saçma görünür. Tolstoy’un büyük bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama etkileyici roman, insan doğası, hayatın anlamı ve ölümün gerçekliği gibi temel sorulara cevap arıyor.

Bu yazıya da göz atın >>  Tolstoy Okuma Sırası: İvan İlyiç'in Ölümü

5. Diriliş – Lev Tolstoy

Diriliş, Tolstoy’un son romanlarından birisidir ve Tolstoy‘u anlamak için en iyi romanlarından birisi denebilir. Artık tam anlamıyla siyasi, toplumsal ve dini fikirlerinin olgunlaştığı bir dönemin ürünü olan roman, Tolstoy’un hayata, topluma ve dine bakış açısının özeti gibidir. Romanın kahramanı Nehlüdof karakterinin sorgulamaları ve eleştirileri, adeta Tolstoy’un dönemin Rus toplumu ve yönetimine eleştirilerinin vücut bulmuş halidir.

Arka Kapak Yazısı

Zengin ve yakışıklı bir Rus prensi olan Nehlüdof, halalarının hizmetindeki güzel köylü kızı Katyuşa’yı baştan çıkardıktan sonra bırakıp gider. Bir sonraki karşılaşmaları, yıllar sonra bir mahkeme salonunda olur: Katyuşa kötü yola düşmüştür ve adam öldürmek suçuyla yargılanacaktır. Katyuşa’nın durumundan kendini sorumlu tutan prens, vicdanının ezici baskısıyla baştan ayağa değişecek, yaşadığı dünyaya farklı gözlerle bakmaya başlayacaktır. İnsan ruhunun, vicdanının, inancının ve 19. yüzyıl Çarlık Rusyası’nın gerçekçi bir portresini çizen bu başyapıt, Tolstoy’un ateist ilan edilmesine ve 1901 yılında Kilise’den aforoz edilmesine sebep olmuştur.

6. Beyaz Geceler – Fyodor Dostoyevski

Beyaz Geceler, Dostoyevski‘nin ilk romanlarından birisidir. Hatta “romans” olarak değerlendirilir, naif bir aşk öyküsüdür. Dostoyevski gibi dünyanın en büyük yazarının bir “gençlik romanı” yazdığını düşünün, içinde bol aşk ve hüzün barındıran, işte tam öyle bir şey. Kitap Dostoyevski’ye başlamak için ideal çünkü çok akıcı ve yazarın üslubunun ilk nüvelerini barındırıyor.

Arka Kapak Yazısı

Dostoyevski’nin gençlik döneminde yazdığı bu yalın ve lirik öykünün isimsiz, içine kapanık ve hayalci kahramanı, geceleri Petersburg’un kanalları ve caddeleri arasında tek başına dolaşır. Derken bir köprüde ağlayan Nastenka’yı bulur ve bir adamın tacizinden kurtardığı genç kıza âşık olur. Peki daha önce hiçbir kadınla beraber olmamış, kendisini hayattan soyutlamış bu adam, hayatının merkezine koyduğu genç kızda aradığı mutluluğu bulabilecek midir?

7. Yer Altından Notlar – Fyodor Dostoyevski

Dostoyevski‘nin baba romanlarına geçmeden önce mutlaka bu romanını okumalısınız. Çünkü bu roman aslında sonraki romanlarında sık sık göreceğimiz “bunalımlı kentli insan” tipinin bir özetidir. Bu romandaki bunalımlı genç Suç ve Ceza‘da karşımıza Raskolnikov olarak çıkacaktır. Yazarın üslubuna aşinalık ve Dostoyevski hakkında fikir edinmek için mutlaka bu kitaba bakmalısınız.

Arka Kapak Yazısı

İnsan psikolojisi, sevgi ve nefret üzerine ateşli tartışmalar yaratan bir başyapıt… Dostoyevski bu romanda, içe dönük, ezik ama saygınlık arayışında olan ‘kentli ve yalnız’ insanın dramını gözler önüne seriyor. İnsanoğlu kendi yararının tersine davranabilir mi? Aşk kurtuluş mu, yoksa tuzak mıdır? Yazar bu ve benzeri evrensel sorunlara çarpıcı ve irkiltici yanıtlar veriyor. Romanın kahramanı, eserin en başında kendini şu sözcüklerle tanımlıyor: “Ben hastalıklı adamım… Ben huysuz adamım… Sevilecek adam değilim ben…” Dostoyevski, bu anti-kahramanla, çağını aşan ‘post-modern’ bir roman yaratmıştır.

8. Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski

Dünyanın en meşhur romanı! Bu roman için böyle desek abartı olmaz. Dünyanın hem en meşhur hem de belki en iyi birkaç romanından birisi. Dostoyevski‘nin ve Rus Edebiyatının en bilinen romanı olan Suç ve Ceza, topluma, siyasete, önyargılara ve genel anlamda hayata eleştirel bakışın zirve noktası gibidir. Psikolojik tahlilleri kendinizi de sorgulamanızı sağlar.

Arka Kapak Yazısı

Düştüğü yoksulluk çıkmazında toplum kurallarının bağından kurtulduğuna inanan bir gencin hikâyesini anlatan Suç ve Ceza ahlâkın anlamını sorgular.Dostoyevski’nin yazın hayatının olgunluk döneminde kaleme aldığı Suç ve Ceza, Raskolnikov adlı gencin ahlâki hesaplaşması üzerinde yükselir: Raskolnikov öldürmeyi planladığı tefeciden aldığı parayı hayırlı bir amaç için kullanırsa, işlediği suçun doğasını kalıcı biçimde değiştirebilir mi? Hırsızlık ve cinayet gibi suçlar, “yüce amaç”larla işlenmesi durumunda cezasız kalabilir ve vicdanın yükünden kurtulabilir mi?

9. Öyküler – Anton Çehov

Anton Çehov sadece Rus Edebiyatının değil, dünyanın da en önemli öykücülerinden birisidir. Kısa öykü formatının en önemli yazarlarındandır. Rus toplumunu, dönemsel olarak Çehov’un yaşadığı yılları öykülerinde çok ayrıntılı bir şekilde tasvir eder. İnsan ilişkilerinden toplumsal sorunlara kadar birçok yelpazede öyküler kaleme almıştır. Rus Edebiyatına dair bir okuma yaparken mutlaka okunması gereken bir yazardır. Birçok öyküsü farklı derlemelerle kitaplaştırılmıştır, mutlaka bir öyküler derlemesini

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir