Malum, son sıralar vatandaşı oy konusunda bilinçlendirme amaçlı sosyal sorumluluk videosu dolaşıyor ortalıkta, birçok samimi insan da sorgulamadan paylaşıyor. Akşam çok bi işim yoktu, oturdum sorguladım, buyrunuz netekim.

Önce videomuzu izleyelim.

Şu aydın/çağdaş/layik/demokratik/felan/feşmekan sanatçılarımızı “sosyal sorumluluk procesi” diye beleşe oynatmışlardır muhtemelen bu filmde. Halk cahil filan olduğu için, kutsal sanatçılarımızın da halkı “eyitmek” gibi sosyal sorumlulukları olduğu için oy verme bilincini artırmak maksadıyla sağolsunlar yine ellerini taşın altına koymuşlar.

Şimdi,

Türkiye dünya standartlarında son derece şeffaf ve demokratik seçimler yapabilen bir ülke. Her nasıl olacaksa, bu seçimlere %50 oy alan parti, niye ihtiyaç duyacaksa hile karıştıracak filan… İnşallah ayaklarına dolaşır her kim ne planlıyorsa. seçimlerle bir türlü iktidara gelemediği için ittifak etmediği vesayet kalmayan darbe artığı siyasetçilerin kurduğu “temiz seçim platformu”nun üyelerine bakın, kimin niye seçimlere hile karıştırmak istediğini anlarsınız. Ta 1946’dan, 1950’den beri bu milletin oy bilinci bu videodaki arkadaşların anlayamayacağı kadar yüksektir.

Aydın/çağdaş sanatçılarımız kendi yarattıkları bir hayal dünyasında yaşadıkları için biz fakirleri bilinçlendirmeye çalışırlar. bu kafaya itibar eden ve biz fakirleri bilinçlendirilmesi gereken cahiller olarak gören 10.000 kafa (yazıyla on bin kafa) geçen seçimlerde Kadıköy’de hem CHP’ye hem de bağımsız aday Tuncay Özkan’a oy verip oylarını geçersiz saydırırken; Kangal’da oy kullanan annem “ilçe belediye meclisinde bizim köylü bir adaya, belediye başkanlığında desteklediğimiz başka partiden bir adaya, il genel meclisinde bu iki partiden de olmayan başka bir partiden adaya, AK Parti’ye”… filan gibi çok komplike bir denklemin içinden çıkıp, sonra da beni arayıp “Hem Abdullatif Şener’e hem de AK Parti’ye kullandım, Şener de Sivaslı o da çıksın” deyip, tam ben “anne naaptın ya, oy geçersiz olur” diye onu bilinçlendirmeye çalışırken, annem dayanamayıp kahkahayı patlatıp “sen de beni oyuma sahip çıkamıycak kadar saftirik sandın zaar” diye dalgasını geçiyordu. Ben CHP ve Tuncay Özkan olayını annemin beni keklemesinden iki gün sonra okudum.

Gelelim videodaki mevzumuza.

Türkiye son üç seçimde %80’in üzerinde katılım sağlayan bir ülke.

Voter turnout data for Turkey Parliamentary Voter Turnout International IDEA

Bu rakam dünya standartlarının çok üstünde. (1)

Ben birkaç ülke üzerinden birkaç şey söyleyeceğim.

Katılım oranları demokratik ülkelerde yüksektir gibi bir algı var, ben de ilk anda öyle olacağını tahmin ederek açtım istatistikleri fakat sanıldığının aksine demokratik ülkelerde çok düşük.

Mesela birkaç ülkeye bakalım.(2)

Amerika’da şöyle:

Voter turnout data for United States Parliamentary, Presidential Voter Turnout International IDEA

Bi de İngiltere’ye bakalım:

Voter turnout data for United Kingdom Parliamentary, EU Parliament Voter Turnout International IDEA

Oy kullanma bilinci açısından Amerika’ya da İngiltere’ye de nerdeyse tur bindirmişiz diye sevindiniz mi? Sevinmeyin, o kadar da iyi bişey değil. önce Türkmenistan’a da bi bakın.

Voter turnout data for Turkmenistan Parliamentary, Presidential Voter Turnout International IDEA

Yani?

Yanisi şöyle: Oy kullanma oranın yüksek olması öyle matah bişey sayılmaz. Görüldüğü üzere demokrasilerde kimin gelip gittiği milletin çok da umrunda değil, çünkü memlekette hukuk var, bi de on yılda bir darbe filan olmuyor. Diktatörlüklerdeyse oran zirve, millet neredeyse sandıkları patlatmış, sıkıysa kullanma. (Not: tabi oyu mevcut diktatöre veriyorsun, burası önemli. Neyse.)

Peki bizdeki durum ne? Malum biz yarı-demokrasi olduğumuz için bizim oyumuz kıymetli, sandık değerli. Millet sandık gördüğü zaman affetmiyor oyunu kullanıyor. Rakamlar aslında epey fikir veriyor, diktatörlükler %95’in üzerinde, demokrasiler %60’larda. Bizim %80’lik oran da aslında harbiden yarı demokrasi olduğumuzu tescilliyor. Tarih boyunca ilk defa üç kez üst üste olağan seçimler yapılacak ve iktidar değişecekti, “kurtarıcılarımız” yine yerinde duramadı ve “olağanüstü seçim” formatına geri döndük.

Söylemekten dilimizde tüy bitti, abiler stratejiyi çok açık ediyor, artık sıradaki adımı tahmin edebilir hale geldik.

Denemedik yöntem bırakmadılar ama dünya kamuoyu niyeyse bir türlü “diktatör tayyip” kıvamına gelmedi. altın vuruş seçimlerde, provalar başladı, Baransu 2011 seçimlerine ait bir fotoğrafla yöntemi tarif etti:

Neyse, videomuza dönecek olursak…

Hacaabi biz oy kullanıyoruz da, size beğendiremiyoruz, sıkıntı başka yani. Öyle “küçücük bi oy” filan diye beni bilinçlendirmeye çalışacağına, önce haddini bil, kullandığımız oya saygı duymayı öğren. Sonra otur adam gibi konuşalım. Ha diyorsan ki “bu videonun muhatabı CHP’li seçmendir” filan, o zaman videonun başına sonuna bi yerine logo filan ekle de haybeye atarlanmayalım.

Oldu o zaman, ben kaçtım.

Seçimde görüşürüz, öptüm kib bye.

1. ayrıntılı istatistiklere şuradan bakabilirsiniz.

2. Amerika ve Türkmenistan’da ise başkanlık seçimlerini aldım. çünkü bu ülkelerin parlamento seçimlerinden ziyade başkanlık seçimleri, bu seçime katılım oranı, bilinçlenme vesaire mevzularında bizim parlamento seçimlerine denk geliyor diye düşünüyorum.

Yorumlar

Yorumlar