Sosyal medyada yanlış bir algı var, bu algının toplumda da cari olduğunu görüyorum. Seçim sonuçları sonrasında HDP ve HDP seçmeni Kürtlere kızgınlığını ifade ederken haddini aşanları bir kenara bırakırsak, eleştiri mahiyetindeki kızgınlık veya kırgınlığın sanki HDP’nin barajı geçmesineymiş veya Kürt seçmenin HDP’ye oy vermiş olmasınaymış gibi yansıtılıyor. Halbuki en önemli nokta gözden kaçırılıyor, bu kızgınlık seçim sonuçları ile alakalı olsaydı tartışılan “seçimin kendisi” olurdu. Açık, bariz hile ve tehditle oy çalma durumuna bile seçimlere zarar gelmemesi için ses edemedi insanlar, tabiri caizse bağrına taş bastı ve bence bir sonraki seçimi bekliyorlar.

Mesele Başkanlık mı peki?

AK Parti’nin başkanlık sistemini önerdiği anayasa taslağı önerisini okuduğumda, tasarının ciddi olarak revize edilmesi gerektiğini düşünmüştüm, mevcut haliyle elbette ki geçemezdi, revize edilecekti muhakkak fakat beni endişelendiren nokta tasarıdaki Başkan ve Meclis’in irtibatının son derece kesik olmasıydı ve bu kısmın revizyona tabi tutulup tutulmayacağını pek kestiremiyordum. Siyasi sistemler o toplumların kültürlerinin, tecrübelerinin ürünüdür. Bizim siyasi tecrübemiz, devlet başkanı ile meclisin irtibatının kesik olduğu durumlarda kriz üreten bir birikime sahip. Tasarı bence bu tecrübeyi ıskalıyor, fiktif bir sistem kuruyordu ve bu açıdan ciddi oranda revize edilmesi gerekiyordu. Benim zihnimde oluşan ideal modeli “meclis temsili güçlendirilmiş bir yarı-başkanlık sistemi” diye tarif ediyordum, belki başka bir yazıda buna da değinirim. Son tahlilde tasarı o haliyle seçmen olarak önüme gelse “hayır” derdim.

Ben tüm bu tartışmaların gölgesinde, 7 Haziran seçiminde sandığa Başkanlık Sistemi tartışmalarından çok uzakta bir gündemle gittim, birçok AK Parti seçmeni de benzer hissiyatla gitti, çünkü asıl dert “Tayyip Erdoğan’ın Başkan olması veya olmaması” değildi. Söyle de söylenebilir, AK Parti seçmeni “Seni Başkan yapacağız!” sloganıyla gitmedi seçime.

Gelelim madalyonun diğer yüzüne.

HDP ile ilgili tartışmada, mesele HDP’nin seçimlerde aldığı sonuç değil, tamamiyle seçim öncesi yürüttüğü propaganda ve siyasi stratejisi… Seçimin HDP açısından akılda kalan sloganı “Seni başkan yaptırmayacağız!” oldu. Ben seçimden önce de sormuştum, şimdi de soruyorum: Kürtlerin, 30 yıldır, 40 bin insanın öldüğü, yerinden yurdundan edildiği, köyünün yakıldığı, işkencehanelerde kaybolup kör kuyularda bulunduğu bu kanlı mücadele Tayyip Erdoğan’ı başkan yaptırmamak için miydi? Açık konuşalım, Tayyip Erdoğan’ı başkan yaptırmama Kürtlerin değil Beyaz Türklerin (ve mümessili olduğu stratejinin) derdiydi, Kürtlerin derdi değildi. Hatta şöyle bir hatırlatma yapayım, Beyaz Türkler vaktiyle Abdullah Öcalan’ın Tayyip Erdoğan’la başkanlık konusunda anlaştığını ileri sürerek hem Öcalan’ı hem de Erdoğan’ı kendi kitleleri nazarında bitirmek için propaganda yürütmüştü, propaganda tutmadı ama olan biteni de çabuk unuttuk.

Erdoğan karşıtı inşa edilen bir siyaset maalesef Türkiye siyasetinde büyük bir komplikasyon ortaya çıkardı. Meclise giren dört partiden üçünün siyasi programı “Erdoğan’ı indirmek” şeklindeydi, halbuki Erdoğan’ı indirme seçimleri bu seçim değildi. Seçim sonuçları yine de sürpriz oldu, kimse AK Parti’nin tek başına hükumet kuramayacağı bir sonucu beklemiyordu ve bu suni Erdoğan karşıtı koalisyon zafer sarhoşluğuyla Erdoğan’ı indirdiğini düşünerek “asmıycaz, korkma” diye küstahça tavrını devam ettirdi.

Fakat illüzyon çabuk dağıldı. Önce koalisyon dedikoduları esnasında AK Parti karşıtı %60’lık blok safsatası çöktü, sonra “Erdoğan’ı indirme koalisyonu” olarak CHP-MHP-HDP koalisyonunun olmayacağı anlaşıldı ve Meclis Başkanı seçimiyle AK Parti’nin adayının seçilmesi ile gerçeğin çölüne yeniden dönüş yaptık.

Samimi olarak anlayamadığım bir durumu merak ediyorum: Şunu biliyorum, Erdoğan’ı başkan yaptırmamak Beyaz Türkler için bir izzet-i nefs meselesi fakat 7 Haziran Erdoğan’ı başkan yapma referandumu değildi. Erdoğan’ı Başkan yaptırmama siyasetinin Kürtler için nasıl bir önemi var acaba? Evet, Erdoğan başkan olamadı ama zaten bu seçim o mesele ile alakalı değildi. Peki Erdoğan’ı 7 Haziran seçimleriyle başkan yapmayarak Kürt siyaseti açısından ne kazandınız? Bence pek bir faydası olmadı ama ne kaybettiğinizi söyleyeyim: AK Parti seçmeni demokrat kitleyi kaybettiniz.

HDP seçimlerden önce 30 yıllık kanlı süreci içine alan Kürt mücadelesini Beyaz Türklerin “Erdoğan’ı indirme” stratejisine peşkeş çekti ve kaybetti, Erdoğan indirilemedi ama Erdoğan’ın siyasi kariyerini ve canını masaya koyduğu Çözüm Süreci en büyük yarayı bu siyasetle aldı.

Yorumlar

Yorumlar