Barış Bıçakçı’nın yeni kitabı, “Baharda Yine Geliriz” bir Ankaralı için, ya da hayatının herhangi bir yerinde yolu Ankara’ya düşen biri için çok şey ifade ediyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabın, kapak resmini görüp de kitabın peşine takılmamak imkansız: Yeşil Özel Halk Otobüsü, kar, kirli bir hava ve Ankara akşamsütüsü… Fotoğraf, Sıhhıye’den Tandoğan’a giden yoldan bir kesit… Soldaki insanlar muhtemelen işlerinden çıkmış memurlar ya da okulndan eve dönüş yolundaki öğrencilerdir, zira bu yolun müdavimleri bu iki tür Ankaralılardır. Tabii tinercileri de unutmamak lazım, onlar da bu mıntıkada sıksık görülürler. Soldaki terkedilmiş fabrika, başlı başına ayrı bir hikayedir. Bilen bilir.

Kitabın kapak resminden sonra doğal olarak arka kapağına bakılır; hem fiyat için hem de “selam” yazısı için. Resmi ıskalasanız bile, eğer bir parça Ankara varsa içinizde bir yerlerde, bu kitabı tekrar rafa koymak imkansız olur. Arka kapak yazısı, “sıkıysa alma bu kitabı da meraktan gener” der gibi…

Zarfa kafa yorduğumuz yeter, mazrufta ne var? Küçük hikayelerden oluşuyor kitap. Bir şehir kitabı bekliyorsunuz ama bildik manada bir şehir kitabı yerine, biraz enteresan bir “insancıklar” kitabı ile karşılaşıyorsunuz. Bıçakçı’nın tahkiye tarzı çok enteresan ve aslında etkileyici. Hikayeyi anlatıyor anlatıyor, tam son noktayı koyacak diye bekliyorsunuz ama hikayede, eski Türk filmlerindeki gibi acık bir SON yazısı çıkmıyor. Hikayeler bir anı anlatıyor ve sanki yarıda kalıyor. Gerisi size kalıyor.

“Şehir Rehberi” adı altındaki kısa yazılar ise kitabın kapak fotoğrafı ve arka kapak yazısı gibi insanı sarsan türden küçük şiirimsi metinler. Sadece bu metinleri okusanız bile Ankara’ya bir daha “alışırsınız”!.. Zira Ankara alışkanlık yapar.

…ve işte en başta söylemem gereken şeyi en sonda söylüyorum: Kitabın ismi bile ne kadar sade ve her sade şey gibi cezbedici: Baharda Yine Geliriz… Efendim ne demek, yine bekleriz!..

Yorumlar

Yorumlar