İzdiham Dergisi ve Bülent Parlak

İzdiham Dergisi hep takip ettiğim bir dergi olsa da Bülent Parlak’la şahsen tanışamadım. Bu biraz edebiyat kamusuna uzaklığımdan kaynaklı, biraz da nasip işte. Çağdaşım birçok sevdiğim, takip ettiğim yazar, şairle şahsen tanışıklık kuramadım. Edebiyat muhitlerine pek nüfuz edemedim. Bu uzaklığın çok dezavantajı var elbette ama uzaktan da olsa gönül köprülerine engel değil.

İzdiham Dergisi ilk çıktığı zamanlardan beri hep gözümün önünde olan bir dergiydi. Tam anlamıyla bir türlü nüfuz edemedim; hassasiyetlerimiz çok nadir çakışıyordu, birçok konuda farklı noktalardaydık. Fakat hani gıcık olsanız da kayıtsız kalamadığınız arkadaşlarınız olur ya, işte İzdiham benim için tam böyle bir dergiydi. Beni hiçbir zaman arkadaş grubuna almayan ama uzaktan hep takip ettiğim liseli arkadaş grubu gibiydi.

Bir defa fırlamaydı İzdiham Dergisi fakat ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir fırlamalık değil bu; tam tersine İzdiham’ın çok keskin “mutlaka” ve “asla”ları vardı: İki eli kanda olsa bile mutlaka yapacağı şeyler ve ucunda ölüm olsa dahi yapmayacağı şeyler… Fırlamalıktan kastım, her zaman mutlaka herkesi şaşırtacak bir çıkış yapma potansiyeli olmasıydı. Her zaman yapmazdı ama hiç beklenmeyen bir zamanda ortalığı birbirine katabilirdi.

İkon dergilerden Marko Paşa’nın künyesinde “Toplatılmadığı zamanlarda çıkar.” yazıyordu. Bu tip künye şakaları ince bir zeka sergiliyor. İzdiham da künyesinde zıpırlık yapan dergilerden biriydi. Esasen bu zıpırlıklar çok çoğaldı, yeni nesil her dergide envai çeşit versiyonu var ama hiçbirinde İzdiham’da durduğu gibi sahici durmuyor. O tekinsizlik bence sadece İzdiham’a yakışıyordu.

Zihnimde hep bir fırlama var İzdiham deyince ama aynı zamanda birden duvara toslatırcasına modunu değiştiren, müthiş bir hüzne boğup insanı tokatlayan bir dergiydi. Onca şair ve yazarı sayfalarından Türk edebiyatına taşıyan dergiyle özdeşleşmiş bir isim olmaması büyük iştir. İzdiham İzdiham’dır; bu ismin önüne kimse geçememiştir ama bu isim çok kimseye yol açmış, kapı açmıştır. Başarılı dergicilik, iyi edebiyat mahfili böyledir aslında.

Dergiciliğe ustasız, kafasına estiği gibi başlayıp öyle devam etmiş Bülent Parlak. İzdiham’ın bu kadar orijinal bir iş olmasında sanırım bu durum en etkili şey. Bülent Parlak’ın zekası ve ince dikkati bize harika çıkışlar, harika cümleler bıraktı. “Sayın Ulaştırma Bakanım: KAVUŞAMIYORUZ” kapağını unutamıyorum hâlâ. “Üstümüze vazife olmayan sözler söylemek için buradayız.” diyordu ilk sayısında, son sayısına kadar da öyle yaptı. “Hepimiz ölecek yaştayız.” dedi, atasözlerimiz arasında çoktan girdi cümle. Ve tam İzdiham’lık bir hareket daha: Kendisini fazla sevmenize de izin vermez bu dergi, iletişim kısmında hâlâ şu yazıyor: “Kıyamet kopma ihtimali nedeniyle İzdiham Dergisi’ne abone yapılmamaktadır.”

Şimdi “dergiyle özdeşleşmiş isim yoktu” derken çok iddialı bir şey söyledim, farkındayım. Kanıtlayabilirim. Evet İzdiham deyince akla elbette Bülent Parlak gelir ama o derginin arkasındadır, önünde değil. Evet şahsi tanışıklığım yoktu fakat ardından yazılanlara bakınca bu tespitimin de eksik olduğunu fark ettim. İzdiham aslında Bülent Parlak’ın kendisiymiş. Bakın yine aynı şey oldu, hiç aklımın ucundan geçmeyen bir fırlamalık daha: Derginin çatısına tünemiş yüzünü göstermeyen o karga belki de kendisiydi, bize kargayı boşuna sevdirmedi.