Muhalefet neden kaybetmeye mahkum?

“AK Parti’nin oyları düşüyor!” anketleri üzerinden yapılan yorumların hepsinin ihmal ettiği bir durum var: Oyları dip yapmış bir AK Parti %35 oy alıyor o anketlere göre; bu orana iki muhalefet partisi bir olsa dahi çıkamıyor. Yani AK Parti’nin oyları dip yapmış hali bile iki muhalefet partisinden daha fazla, CHP ve İYİ Parti’yi toplasan bir AK Parti etmiyor.

Bu anketler fikir verse de sandık sonuçları genelde ters köşe oluyor. AK Parti’nin “küskün” olarak tanımlanan seçmen grubu, ki bu anketlere bakarsanız %15 civarı, her ne kadar kızgın olsa ve anketlerde oy vermeyeceğini söylese bile sandığa gittiğinde AK Parti’ye oy verip çıkıyor.

Burada AK Parti’nin bir başarısızlığını öne çıkarmanın filan bir anlamı yok, bu insanlar istedikleri kadar kızgın olsunlar, AK Parti iktidarları döneminde hayatlarındaki iyileşmeyi fark edebilecek kadar “tecrübeli vatandaş”… Erdoğan’ın en ufak güç kaybediyor görüntüsünde bile darağacı hayalleri kuran muhalefete fırsat vermektense bağrına taş basıyor, mevcut kazanımlarını “muhafaza etmeyi” daha hayati görüyor.

Muhalefetin “şehir hastanelerine bilmem ne kadar garanti verilmiş” propagandası, herhangi bir şehir hastanesinin kapısına kadar geçerli, o kapıdan geçtikten sonra temiz ortam, işleyen bir sistem gören tecrübeli vatandaş, gece sıra beklediği günleri hemen hatırlıyor. Bu durumun istisnasının Z Kuşağı olduğu söyleniyor; seçimin dengesini değiştirebilecek kadar bir etki edecek mi göreceğiz, şahsi kanaatim öyle olmayacağı…

Hasılı kelam, muhalefet neden kaybetmeye mahkum? Muhaliflerin intikam çığlıkları ve gözlerindeki nefreti görüyor tecrübeli vatandaş ve “Bunların hakkından Erdoğan gelir!” deyip vuruyor mührü ampule…

Muhalifler bu “azgın azınlık” sendromundan kurtulmadığı sürece sonuç değişmeyecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.